Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Din felsefesi, Tanrı'nın varlığı, ruhun ölümsüzlüğü ve dinin bilgi değeri gibi konuları akıl yoluyla inceler.
Teizme göre evreni yaratan ve onu yöneten, insanla ilişki kuran kişisel bir Tanrı vardır.
Deizme göre Tanrı evreni yaratmış ama sonra işleyişine karışmamıştır; akıl yeterli olduğundan vahye gerek yoktur.
Ateizm Tanrı'nın var olmadığını savunur. Agnostisizm ise Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini ileri sürer.
Anselmus'un ontolojik kanıtına göre en mükemmel varlık düşüncesi, varoluşu da içermek zorundadır; bu yüzden Tanrı vardır.
Bu kanıta göre her şeyin bir nedeni vardır ve bu neden zinciri sonsuza gidemez; bu yüzden ilk neden olan Tanrı vardır.
Estetik olarak da anılan sanat felsefesi, güzelin ne olduğunu, sanatın amacını ve sanatsal yaratmayı sorgular.
Platon ve Aristoteles'e dayanan mimesis kuramına göre sanat, doğanın ve gerçekliğin bir taklidi ya da yansımasıdır.
Bu görüşe göre sanat doğayı taklit değil, sanatçının özgün bir dünya yaratmasıdır; sanat yeni bir gerçeklik ortaya koyar.
Güzelin kişiden kişiye değişip değişmediği estetiğin temel sorunudur. Kant beğeni yargısını öznel ama evrensel geçerli sayar.
Yararlı olan, bir amaca hizmet ettiği ölçüde değer kazanır; onu bir araç olarak isteriz. Güzel olan ise herhangi bir çıkar ya da amaç gözetmeksizin, kendi başına ve doğrudan haz verir.
Platon taklidi, hakikatten uzaklaştıran değersiz bir kopya olarak görürken, Aristoteles mimesisi olumlar.
Kant, estetik yargının öznel olmasına karşın herkesçe paylaşılmasını beklememizi, insanların ortak bir beğeni duyarlılığı, yani sensus communis paylaştığı varsayımıyla açıklar.
Bu eleştiri, ontolojik kanıtın en zayıf noktasını, yani salt kavramsal bir tanımdan gerçek var oluşa geçilemeyeceğini hedef alır.
Aristoteles, tragedyanın izleyicide acıma ve korku duygularını uyandırıp ardından bu duyguları boşaltıp arındırdığını belirtir ve bu arınma etkisine katharsis der.
Sanat teknik ustalığı dışlamaz, onu estetik yaratımla aşar. Örnek bu iç içeliği ve ayrımı gösterir.
Din felsefesi Tanrı, iman ve aşkınlık gibi; sanat felsefesi güzel, estetik değer ve yaratma gibi konuları ele alır.
"Sanat sanat içindir" görüşü, sanatın estetik değerinin kendinde amaç olduğunu, dışsal bir işleve indirgenemeyeceğini savunur.
İman, kişinin kesinlik duygusuyla bağlandığı bir tutum olsa da temelde deneysel ya da mantıksal kanıta değil, güven ve içsel bağlanmaya dayanır.
Bu kişi, imanı akılsal kanıt ve çürütmenin ulaşamayacağı ayrı bir alan olarak görür; iman ile akıl birbirinden bağımsız iki alandır ve iman kanıta muhtaç değildir.
Bu eleştiri, Tanrı ile evreni tamamen özdeşleştiren panteizmin, teistik geleneğin Tanrı'ya atfettiği aşkınlık, yaratıcı irade ve kişilik gibi nitelikleri koruyup koruyamadığını sorgular.
Bu eleştiri, Tanrı fikrini, insanın kendi en yüksek niteliklerini, örneğin sevgi, akıl ve gücü, bir varlığa yansıtıp yabancılaşmasının ürünü olarak görür.
Sanat, estetik bir kaygıyla özgün, biricik ve kendi başına amaç olan eserler ortaya koyar; sanatçının kişisel yaratımını taşır.
Felsefi sorgulama, herhangi bir dini önceden doğru kabul etmeden, tarafsız ve eleştirel biçimde kavramları çözümler.
Bu görüş, sonlu ve sınırlı insan aklının, sonsuz ve mükemmel bir Tanrı'yı tam olarak kavramada yetersiz kalabileceğine dikkat çeker.
Felsefenin temel konuları (din ve sanat felsefesi) çalışırken ana odak kavram, kuram ve örnek ayrımı kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Felsefenin temel konuları (din ve sanat felsefesi) sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.