Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Ahlak felsefesi yani etik, iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramlarını ve ahlaki eylemin ilkelerini inceler.
Ahlak, bir toplumun var olan değer ve kurallarıdır. Etik ise bu kuralları sorgulayan ve temellendiren felsefi düşünmedir.
Hedonizme göre insan eyleminin amacı hazza ulaşmak ve acıdan kaçınmaktır. Aristippos bu görüşün öncülerindendir.
Bentham ve Mill'in faydacılığına göre bir eylem, mümkün olan en çok kişiye en fazla mutluluğu sağlıyorsa ahlaki olarak doğrudur.
Kant'a göre bir eylem, iyi sonuç verdiği için değil, ödev olduğu için yapılırsa ahlaki değer taşır.
Aristoteles'e göre erdem, aşırılık ile eksiklik arasındaki altın ortadır. Örneğin cesaret, korkaklık ile atılganlığın ortasıdır.
Bir eylemin ahlaki olarak değerlendirilebilmesi için kişinin özgür iradeyle seçim yapabilmesi gerekir. Determinizm bu özgürlüğü tartışır.
Sokrates'e göre erdem bilgidir; kimse bilerek kötülük yapmaz. İnsan iyiyi bildiğinde doğru olanı yapar.
Egoizm eylemin amacını bireyin kendi çıkarı sayar. Altruizm ise başkasının iyiliğini gözeten özgeci bir tutumu ifade eder.
Nihilizm, evrensel ve nesnel ahlaki değerlerin var olmadığını savunur. Ahlaki değerlerin göreli olup olmadığı etikte temel bir tartışmadır.
Sokrates kötülüğü bilgisizliğe bağlar; oysa insan çoğu zaman doğruyu bildiği hâlde tutkuları yüzünden yanlışı seçer.
Kant için yalan, evrenselleştirilemeyeceği için sonucu ne olursa olsun yanlıştır. Sonuççu etikler ise iyi sonuç verdiğinde yalanı savunabilirdi.
Levinas için etiğin kaynağı, "Öteki"nin yüzüyle yüz yüze gelmektir. Başkasının yüzü, beni ondan sorumlu kılan bir çağrı taşır.
Bu iç mahkeme, ahlaki davranışın dış zorlamadan değil, kişinin kendi ahlaki bilincinden kaynaklanabileceğini gösterir.
Ahlaki değerler, bu geniş değer alanının iyi-kötü ekseninde yer alan bölümüdür.
Eylemin değerini sonucuna göre belirleyen bu tutum, sonuççu (konsekansiyalist) etiğin özüdür.
Ahlaki nihilizm, iyi-kötü gibi değerlerin nesnel bir dayanağı olmadığını, değerlerin temelsiz olduğunu savunur.
Bentham ve Mill'in temsil ettiği faydacılığa göre bir eylem, en çok sayıda insana en büyük yararı ya da mutluluğu sağladığı ölçüde doğrudur.
Normatif etik, insanın nasıl davranması gerektiğine ilişkin ilke ve ölçütler koyar; ödev etiği, faydacılık ve erdem etiği bu alanın kuramlarıdır.
Hume'a göre akıl tek başına eylemi güdüleyemez; ahlaki yargıların kaynağı, onaylama ve onaylamama gibi ahlaki duygulardır.
Ahlak felsefesinde iyi, eylem ve niteliklerin ulaşmayı hedeflediği olumlu ahlaki değeri, olması gerekeni ve arzu edilmeye değer olanı anlatır.
Sorumluluk, bir eylemin failine yüklenebilmesidir; ancak kişi seçim özgürlüğüne sahipse yaptığından sorumlu tutulabilir.
Epikuros, "Biz varken ölüm yok, ölüm gelince biz yokuz" diyerek ölümün yaşanan bir deneyim olmadığını, dolayısıyla ondan korkmanın anlamsız olduğunu savunur.
Gyges'in görünmez kılan yüzüğü örneği, insanın hiçbir yaptırım ve yakalanma korkusu kalmadığında bile adil kalıp kalmayacağını sorgular.
Aristoteles için insanın nihai amacı eudaimonia, yani akla ve erdeme uygun bir etkinlik içinde gerçekleşen mutluluktur.
Felsefenin temel konuları (ahlak felsefesi) çalışırken ana odak kavram, kuram ve örnek ayrımı kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Felsefenin temel konuları (ahlak felsefesi) sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.