Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Bir sözcüğün herkesçe bilinen, akla gelen ilk ve genel anlamına gerçek ya da temel anlam denir.
Yan anlam, sözcüğün gerçek anlamından tamamen kopmadan kazandığı yeni anlamdır. Organ ve eşya adları sıklıkla yan anlam oluşturur.
Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz denir. Çoğunlukla soyut bir özellik taşır.
Bilim, sanat, spor ya da meslek dalıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcükler terim anlamlıdır.
Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere eş sesli veya sesteş sözcükler denir.
Üzerinde düzeltme işareti yani şapka bulunan sözcükler ile yalın halleri sesteş değildir. Örneğin kar ile kâr sesteş sayılmaz.
Eş anlamlı gibi görünen ancak aralarında ufak anlam nüansları bulunan sözcükler yakın anlamlıdır. Çekinmek ve korkmak gibi.
Somut anlamlı bir sözcük, cümle içindeki kullanımına göre soyut anlam kazanabilir. Dil bilgisinde buna soyutlama denir.
Sayılabilen, ölçülebilen ve miktarı artıp azalabilen özellikleri bildiren sözcükler nicel anlamlıdır.
Varlıkların nasıl olduğunu, sayılamayan ve ölçülemeyen özelliklerini belirten sözcükler nitel anlam taşır.
Bir sözcük kullanıldığı cümleye göre hem nitel hem de nicel anlam taşıyabilir. Ağır çanta nicel iken ağır söz niteldir.
Doğadaki canlı cansız varlıkların çıkardığı seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma denir.
Bir sözcüğün yansıma olabilmesi için mutlaka işitme duyusuna hitap etmesi gerekir. Pırıltı veya ışıltı yansıma değildir.
Tek bir sözcükle anlatılabilecek bir kavramı, birden çok sözcükle ifade etmeye dolaylama denir. Yavru vatan ifadesi Kıbrıs demektir.
Söylendiğinde insanlarda olumsuz duygular uyandıran kavramların daha güzel sözcüklerle ifade edilmesidir. Verem yerine ince hastalık denmesi gibi.
Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Ad aktarması da denir. Soba yandı cümlesinde içindeki odunlar kastedilir.
İç dış ilişkisi kurularak yapılan ad aktarmalarında kap söylenir içindeki kastedilir. Tabağını bitir cümlesinde aslında yemek kastedilir.
Bir duyuya ait özelliğin başka bir duyuya aktarılarak kullanılmasıdır. Acı bir ses duyuldu cümlesinde tatma duyusu işitmeye aktarılmıştır.
İnsana ait özelliklerin doğadaki varlıklara verilmesidir. Buna kişileştirme ya da teşhis de denir. Ağlayan bulutlar örneğindeki gibi.
Doğadaki varlıklara özgü niteliklerin insanlar için kullanılmasıdır. Aslanım benim diyerek birine seslenmek buna örnektir.
Doğadaki bir varlığın özelliğinin, doğadaki başka bir varlığa aktarılmasıdır. Rüzgarın uluması örneğinde kurtların özelliği rüzgara verilmiştir.
Soyut ve anlatılması güç bir kavramın, somut bir varlıkmış gibi anlatılmasıdır. Umut fakirin ekmeğidir cümlesinde umut somutlaştırılmıştır.
Eş anlamlı sözcüklerin yazılışları farklı, anlamları aynıdır. Genellikle biri Türkçe, diğeri yabancı kökenlidir.
İki sözcüğün eş anlamlı olabilmesi için aynı cümlede birbirinin yerine kullanılabilmesi gerekir. Her durumda yer değiştiremeyebilirler.
Bir sözcüğün olumsuzu onun zıt anlamlısı değildir. Gelmek eyleminin zıttı gitmek sözcüğüdür, gelmemek ise sadece olumsuzudur.
Bir sözcüğün birden çok anlamı ifade edecek şekilde kullanılmasıdır. Türkçede çıkmak, düşmek gibi sözcükler oldukça çok anlamlıdır.
Anlamı pekiştirmek için iki sözcüğün yan yana kullanılmasıyla oluşan söz öbekleridir. İkilemelerin arasına asla noktalama işareti konmaz.
Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir. Sözcüklerin yeri değiştirilemez ve yerlerine eş anlamlıları dahi getirilemez.
Deyimler genellikle mecaz anlamlıdır ancak az da olsa gerçek anlamını koruyan deyimler de vardır. Çoğu gitti azı kaldı deyimi gibi.
Deyimler cümlenin anlamına göre kişi ve zaman ekleri alarak çekimlenebilir. Küplere bindi veya küplere bindim şeklinde esnek kullanılabilirler.
Atasözleri anonimdir ve kalıplaşmış yargı bildirir. Genellikle geniş zaman kipiyle veya emir kipiyle çekimlenirler.
Atasözleri bir öğüt veya genel bir kural bildirirken deyimler sadece anlık bir durumu veya kavramı ifade eder.
Özdeyişlerin yani vecizelerin atasözlerinden en büyük farkı söyleyeninin belli olmasıdır. Atatürk ün Yurtta sulh, cihanda sulh sözü gibi.
Sözcüklerin kapsamlarının genişten dara doğru sıralanmasıdır. Varlık, canlı, bitki, çiçek, gül şeklinde bir sıralama genelden özeledir.
Yansıma sözcüklere yapım ekleri getirilerek eylem türetilebilir. Pat yansımasından patlamak eyleminin oluşması buna örnektir.
Bir sözcük birden fazla alanın terimi olabilir. Kök sözcüğü hem matematikte hem de dil bilgisinde farklı terim anlamlar taşır.
Bir durumu olduğundan çok büyük ya da çok küçük gösterme sanatıdır. Gözyaşları sel oldu aktarımı bir abartı örneğidir.
Bir sözcüğün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanılmasıdır. Ancak cümlede asıl kastedilen mecaz anlamdır.
Birine laf sokmak veya eleştirmek amacıyla, söylenen sözün tam tersinin kastedilmesidir. O kadar çalışkan ki sınıfta kaldı gibi.
Yansıma sözcükler zamanla mecaz anlam kazanabilir. Toplantıda sıkıntıdan patladım cümlesinde patlamak yansıma kökenlidir ama mecazlaşmıştır.