Türkiye genellikle III. ve IV. jeolojik zamanlarda oluştuğu için yükseltisi fazla, genç ve hareketli bir arazi yapısına sahiptir.
I. jeolojik zamanda oluşmuş, yaşlı, sert ve deprem riskinin çok düşük olduğu kütlelere masif (Yıldız dağları, Menteşe, Kırşehir, Mardin) denir.
Zonguldak ve çevresindeki taş kömürü yatakları I. jeolojik zamanda (Paleozoik) oluşmuştur.
Türkiye'nin kuzeyinde ve güneyinde doğu-batı uzantılı sıradağlar, III. jeolojik zamanda Alp-Himalaya kıvrım sistemi ile oluşmuştur.
Türkiye'de linyit, petrol, tuz ve bor mineralleri yatakları büyük oranda III. jeolojik zamanda (Tersiyer) oluşmuştur.
Egeid karasının çökerek Ege Denizi'nin oluşması ve Boğazların açılması IV. jeolojik zamanda (Kuvaterner) gerçekleşmiştir.
Ege Bölgesi'nde levha hareketleriyle kırılan yüksek dağ bloklarına horst (Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın, Menteşe) denir.
Ege Bölgesi'nde kırılma sonucu çöken ve içinden akarsuların geçtiği düzlüklere graben (Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes) denir.
İç Anadolu'da yer alan Erciyes, Hasan dağı, Melendiz, Karacadağ ve Karadağ sönmüş volkanik dağlardır.
Doğu Anadolu'da bir fay hattı üzerinde dizilmiş Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut önemli volkanik dağlardır.
Güneydoğu Anadolu'daki Karacadağ, lavların çok akıcı olması nedeniyle geniş alana yayılmış bir kalkan volkan örneğidir.
Bursa'daki Uludağ, lavların yüzeye çıkamadan yer altında soğumasıyla oluşan bir iç püskürük (batolit) kütlesidir.
Dağların denize paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında görülen, girinti ve çıkıntının az olduğu kıyı tipidir.
Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında görülür; koy, körfez ve doğal liman sayısı çok fazladır.
Eski akarsu vadilerinin deniz suları altında kalmasıyla oluşan ria tipi kıyılara İstanbul, Çanakkale boğazları ve Haliç örnektir.
Kıyıya paralel uzanan dağların deniz altında kalmasıyla oluşan adalara dalmaçya kıyı tipi denir (Antalya Kaş-Finike arası).
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için buzulların deniz seviyesine indiği fiyort ve skyer tipi kıyılar Türkiye'de görülmez.
Türkiye'nin okyanusa kıyısı olmadığı ve gelgit genliği zayıf olduğu için haliç tipi kıyılar (estuar) görülmez.
Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında deniz sığ olduğu için kıta sahanlığı geniştir.
Dağların hemen kıyıdan ve paralel yükseldiği Doğu Karadeniz ve Antalya kıyılarında dalga aşındırması sonucu falezler (uçurumlar) yaygındır.
Akarsuların taşıdığı alüvyonları sığ deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan verimli ovalardır (Çukurova, Bafra, Çarşamba).
Bir kıyıda delta oluşabilmesi için gelgit etkisinin az, kıta sahanlığının geniş ve akarsuyun bol alüvyon taşıması gerekir.
Kireç taşı, alçı taşı gibi eriyebilen kayaçların çözünmesiyle oluşan ovalardır (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı).
Fay hatları boyunca meydana gelen çökmeler sonucu oluşan ovalardır (Kuzey Anadolu Fay hattı üzerindeki Muş, Erzurum, Bolu, Düzce).
Volkanik faaliyetler sonucu oluşan ve lavların doldurduğu düzlüklerdir (Kayseri Develi ovası).
Yatay duruşlu tabakaların akarsular tarafından derince yarılmasıyla oluşan Cihanbeyli, Haymana, Bozok ve Uzunyayla platolarıdır.
Uzun süren aşınım sonucu deniz seviyesine yaklaşmış, Türkiye'nin yükseltisi en az olan platosu Çatalca-Kocaeli'dir.
Erzurum-Kars platosu, yüzeyi lavlarla kaplı, yüksek, yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırların ve büyükbaş hayvancılığın olduğu bir platodur.
Akdeniz Bölgesi'ndeki Teke ve Taşeli platoları, kalkerli arazi yapısı nedeniyle su tutmayan, engebeli ve nüfusu seyrek platolardır.
Türkiye'nin yüksek olması ve akarsuların hızlı akması nedeniyle vadi, şelale, dev kazanı, peribacası ve kırgıbayır yaygındır.
Volkanik tüflü arazilerin akarsu ve sel suları (dış kuvvet) tarafından aşındırılmasıyla oluşur (Nevşehir - Kapadokya).
Bitki örtüsünden yoksun eğimli yamaçlarda, sağanak yağışların oluşturduğu sel sularının açtığı yarık ve oluklardır (İç Anadolu).
Kalkerli arazide suyun kimyasal çözündürmesiyle lapya (en küçük), dolin, uvala, polye, obruk ve mağara oluşur.
Yeraltı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle oluşan derin çukurlara obruk denir (Konya Kızılören obruğu, Mersin Cennet-Cehennem).
Suyun içindeki kalsiyum karbonatın çökelmesiyle mağaralarda sarkıt, dikit, sütun; yüzeyde ise traverten (Pamukkale) oluşur.
Kurak ve bitki örtüsünün zayıf olduğu İç Anadolu'da rüzgarın kayaları aşındırmasıyla mantarkaya, şahitkaya ve tafoni oluşur.
Kurak bölgelerde rüzgarların taşıdığı kum tanelerinin kayalara çarpmasıyla kayaların yüzeyinde oluşan petek görünümlü oyuklardır.
Rüzgarın hızının azaldığı yerlerde taşıdığı malzemeyi biriktirmesiyle lös, kumul tepeleri ve barkan oluşur (Karapınar çevresi).
Türkiye'de 2500-3000 metre üzerindeki dağlarda buzul etkisiyle sirk gölleri ve hörgüçkayalar oluşur (Kaçkar, Cilo, Erciyes).
Buzulların taşıyarak eridiği yerlerde biriktirdiği topraklardır, Türkiye'de sadece çok yüksek dağlık alanlarda rastlanır.