İklim, yer şekilleri (eğim, yükselti), su kaynakları, sanayi, tarım, ulaşım ve turizm Türkiye'de nüfusun dağılışını etkiler.
Çatalca-Kocaeli, Kıyı Ege (İzmir çevresi), Çukurova ve Doğu Karadeniz kıyısı, iş imkanları, ılıman iklim veya tarım nedeniyle sık nüfusludur.
Sanayi, ticaret, ulaşım ve hizmet sektörlerinin gelişmiş olması nedeniyle Türkiye'de nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölümdür.
Verimli tarım arazilerine, gelişmiş tarıma dayalı sanayiye ve ulaşım imkanlarına sahip olması nedeniyle yoğun nüfusludur.
Teke-Taşeli, Menteşe yöresi, Hakkari bölümü ve Tuz Gölü çevresi yer şekilleri, karstik yapı veya kuraklık nedeniyle seyrek nüfusludur.
Arazi karstik (kireçli) olduğu için tarıma elverişsizdir ve yer şekilleri engebeli olduğu için nüfus seyrektir.
Muğla çevresi (Menteşe Yöresi), iklimi ılıman olmasına rağmen dağlık ve engebeli arazi nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.
Yer şekilleri düz (ovaklık) olmasına rağmen yağışın az, iklimin kurak olması nedeniyle Tuz Gölü çevresi seyrek nüfusludur.
Çok dağlık, engebeli, yüksek olması ve kışların çok uzun sürmesi (sert karasal) nedeniyle Türkiye'nin en seyrek nüfuslu yerlerindendir.
Tarımda çalışanların tarım alanlarına bölünmesidir. Dağlık bölgelerde tarım alanı dar olduğundan yoğunluk yüksektir (Hakkari, Doğu Karadeniz).
Toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesidir. Hem nüfusu çok hem de tarım alanı dar olan Marmara'da bu yoğunluk da yüksektir.
Doğum ve ölüm oranları, dış göçler ve sağlık imkanlarındaki gelişmeler nüfus artış hızını etkileyen temel unsurlardır.
Türkiye'de son yıllarda kentleşme, kadının iş hayatına katılımı ve evlenme yaşının yükselmesi nedeniyle nüfus artış hızı düşmektedir.
Doğumlar eksi ölümlerin üzerine net göçün (gelen-giden) eklenmesiyle elde edilir. Göç alan İstanbul'da gerçek artış doğalgaz artıştan fazladır.
Sadece doğumlarla ölümler arasındaki farkı gösterir. Gelişmemiş, kırsal ve göç veren bölgelerde (Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu) daha yüksektir.
Bir ülkenin yaş ve cinsiyet yapısını gösterir. Taban genişse doğum oranı yüksek, tavan genişse yaşlı nüfus fazladır (Gelişmişlik göstergesi).
Türkiye'nin nüfus piramidinin tabanı son yıllarda daralmaktadır (doğumlar azalıyor) ve tavanı genişlemektedir (ortalama ömür uzuyor).
15-64 yaş grubunu ifade eder. Türkiye'de genç nüfusun fazla olması dinamik (çalışma çağındaki) nüfus potansiyelini yüksek tutar.
0-14 yaş (genç bağımlı) ve 65+ yaş (yaşlı bağımlı) grubudur. Türkiye'de genç bağımlı nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir.
Sağlık hizmetlerinin gelişmesi ve beslenme şartlarının iyileşmesiyle ortalama yaşam süresi uzamış, yaşlı nüfus oranı artmıştır.
Türkiye, 1923-1965 arası nüfus artırıcı, 1965-2010 arası nitelik artırıcı/hız düşürücü, günümüzde ise tekrar artışı teşvik edici politikalar izlemektedir.
Geçimini genellikle tarım ve hayvancılıkla sağlayan, köylerde yaşayan nüfustur. Sanayileşmeyle birlikte oransal olarak sürekli azalmaktadır.
Geçimini sanayi ve hizmet (ticaret, eğitim vb.) sektörleriyle sağlayan nüfustur. Marmara Bölgesi kentsel nüfus oranının en yüksek olduğu yerdir.
Göç alan büyük şehirlerde (İstanbul, Kocaeli) çalışmaya gidenler genelde erkek olduğu için erkek nüfusu; göç veren kırsalda ise kadın nüfusu fazladır.
Bir nüfusu yaşlarına göre sıraladığımızda tam ortada kalan kişinin yaşıdır. Türkiye'de ortanca yaş sürekli yükselmektedir (Nüfus yaşlanıyor).
Okul, hastane, altyapı gibi nüfusa yönelik yapılan yatırımlardır. Nüfus artış hızı yüksekse demografik yatırım ihtiyacı artar, ekonomik büyüme yavaşlar.
Cumhuriyet döneminde ilk kapsamlı nüfus sayımı 1927 yılında, ikincisi ise 1935 yılında yapılmıştır.
Eskiden sokağa çıkma yasağıyla kişinin bulunduğu yerde sayılmasına de facto, günümüzde adrese dayalı (ikametgah) sisteme de jure denir.
Türkiye'de 2007 yılından itibaren Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'ne geçilmiş ve sayımlar her yıl TÜİK tarafından dijital olarak yapılmaktadır.
Ilıman iklime sahip Ege ve Akdeniz kıyılarında nüfus yoğun, sert karasal iklimin görüldüğü Erzurum-Kars gibi iç kısımlarda nüfus seyrektir.
Batman (petrol) ve Zonguldak (taş kömürü) gibi şehirlerin kalabalık olmasında maden çıkarımı ve işlemeciliği temel faktördür.
Antalya, Muğla, İzmir gibi turizm bölgelerinde özellikle yaz aylarında mevsimlik nüfus yoğunluğu çok yüksek seviyelere ulaşır.
Yüzölçümünün küçük olması nedeniyle Güneydoğu Anadolu, dışarıya göç vermesine rağmen aritmetik nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye ikincisidir.
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel olduğu ve iç kesimlere geçit vermediği için nüfusun neredeyse tamamı dar sahil şeridine sıkışmıştır.
1927 sayımında kadın nüfusunun erkek nüfusundan belirgin şekilde fazla olmasının temel nedeni uzun süren savaş kayıplarıdır.
Türkiye'de Cumhuriyetin ilk yıllarında çalışanların çoğu tarım sektöründeyken, günümüzde hizmetler ve sanayi sektörü öndedir.
Tarımsal işçiler (pamuk-Çukurova, fındık-Ordu, çay-Rize) hasat zamanı bölgelere giderek geçici (mevsimlik) nüfus artışına neden olurlar.
Türkiye tarihinde sadece II. Dünya Savaşı yılları (1940-1945) arasında erkeklerin askere alınması ve ekonomik krizler nedeniyle nüfus artış hızı çok sert düşmüştür.
1960'lı yıllarda Türkiye'den başta Almanya olmak üzere Avrupa'ya yapılan işçi göçleri nüfus artış hızını düşürmüştür.
Türkiye'de kentsel nüfusun ve okullaşmanın artmasıyla okuryazarlık oranı %97'nin üzerine çıkmıştır (Gelişmişlik kriteri).