Türkiye'nin yer şekilleri engebeli ve etrafı denizlerle çevrili olduğu için akarsularımızın havzaları (su toplama alanları) genellikle dardır.
Sularını denize ulaştırabilen akarsulara açık havza, ulaştıramayıp göle dökülen veya kuruyanlara kapalı havza (Tuz Gölü, Van Gölü) denir.
Karadeniz bölgesi hariç Türkiye'de yağış rejimi düzensiz olduğu için akarsuların akım (debi) miktarı mevsimlere göre çok değişir.
Sivas'tan doğup Bafra ovasını oluşturarak Karadeniz'e dökülen, Türkiye sınırları içindeki en uzun akarsudur.
Erzincan ve Erzurum'dan doğup Basra Körfezi'ne dökülen, Türkiye'nin havzası ve su taşıma kapasitesi (debi) en büyük akarsuyudur.
Fırat, Dicle, Aras, Kura, Çoruh kaynağını Türkiye'den alıp dışarıda denize dökülür; Asi ve Meriç ise dışarıdan doğup Türkiye'de denize dökülür.
Akdeniz'deki Manavgat ve Köprüçay gibi akarsular yeraltı sularıyla beslendikleri için yaz kuraklığında bile kurumazlar.
Göller Yöresi, Güney Marmara, Tuz Gölü ve Van Gölü çevresi Türkiye'de doğal göllerin en yoğun olduğu alanlardır.
Gölün gideğeni (sularını dışarı boşalttığı bir kolu) yoksa ve buharlaşma fazlaysa suyu tuzlu, acı veya sodalı olur (Tuz, Van, Burdur).
Sularını bir gideğen (ayak) vasıtasıyla denize veya başka bir kaynağa boşaltabilen göllerin suyu tatlıdır (Beyşehir, Eğirdir).
Fay hatlarındaki çöküntü alanlarına suların dolmasıyla oluşur (Tuz, Sapanca, İznik, Manyas, Ulubat, Burdur, Eber).
Kalkerli arazideki erime çukurlarına suların dolmasıyla oluşur (Salda, Kestel, Avlan, Suğla). Salda, Türkiye'nin en derin tatlı su gölüdür.
Sönmüş volkanların krater, kaldera veya maar adı verilen çukurlarında biriken sulardır (Nemrut Kalderası, Meke Tuzlası).
Yüksek dağların zirvelerinde buzulların oyduğu çukurlarda oluşan göllerdir (Ağrı, Cilo, Kaçkar, Uludağ-Aynalı, Kilimli).
Akarsu vadilerinin alüvyonlarla kapanması sonucu oluşur (Eymir, Mogan, Bafa/Çamiçi, Köyceğiz, Uzungöl).
Heyelan sonucu kayan kütlenin akarsu vadisini tıkamasıyla Karadeniz'de oluşur (Abant, Yedigöller, Sera, Tortum, Zinav).
Volkandan çıkan lavların bir vadinin veya çukurun önünü kapatmasıyla Doğu Anadolu'da oluşur (Van, Erçek, Nazik, Haçlı, Çıldır).
Deniz kıyısındaki koyların önünün dalgaların taşıdığı kumlarla kapanmasıdır (Büyükçekmece, Küçükçekmece, Terkos).
Oluşumunda birden fazla faktörün etkili olduğu göllerdir. Van Gölü hem tektonik hem de lav set gölü özelliği taşır.
Tatlı su göllerinden içme ve sulama suyu elde edilir, balıkçılık yapılır; tuzlu ve sodalı göllerden (Tuz, Van) maden elde edilir.
Yağış sularının geçirimli tabakalardan sızarak yer altında birikmesidir; karstik arazilerde (Akdeniz) yer altı su potansiyeli çok yüksektir.
İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabakada biriken suların insan eliyle sondaj yapılarak yüzeye fışkırtılmasıdır (İç Anadolu'da yaygındır).
Kireçli arazilerde suların çatlaklardan yüzeye çıkmasıdır, suları kireçli olup debileri yağışa göre çok hızlı değişir (Akdeniz).
Kırıklı (fay) hatlardan yeryüzüne çıkan sular olup, magmaya yakın yerlerden geldiği için sıcak ve mineralce zengindir.
İklim ve bitki örtüsünün etkisiyle bulundukları yerde uzun sürede oluşan yerli topraklardır (Terra Rossa, Podzol, Çernezyom).
Akdeniz iklim bölgesinde kalker (kireçtaşı) üzerinde oluşan, demir oksit oranı yüksek olduğu için kırmızı renkli topraklardır.
Erzurum-Kars bölümünde çayırların altında oluşan, humus bakımından Türkiye'nin en verimli toprağıdır, ancak soğuk iklim tarımı kısıtlar.
Karadeniz kıyılarında geniş yapraklı ormanların altında oluşan, yıkanmanın fazla, humusun zengin olduğu verimli topraklardır.
İç bölgelerde karasal iklimin yağışı az otluk (bozkır) alanlarında oluşan, humus bakımından fakir tahıl topraklarıdır.
Batı Karadeniz'in yüksek kesimlerinde soğuk ve nemli iğne yapraklı ormanlar altında oluşan aşırı yıkanmış kül renkli topraklardır.
İklimden çok yer şekilleri ve ana kayanın etkisiyle oluşan topraklardır (Rendzina, Halomorfik, Kalsimorfik, Vertisol).
Ergene Havzası ve Konya bölümünde killi arazilerde oluşan, yazın çatlayan kışın şişen, ayçiçeği tarımına çok uygun topraklardır (Karakepir).
Akarsu, rüzgar veya buzul gibi dış kuvvetlerin taşıyıp biriktirdiği topraklardır. Çeşitli mineraller içerdiği için çok verimlidir (Alüvyal, Lös, Moren).
Akarsuların taşıyıp deltalar (Çukurova, Bafra) ve vadi tabanlarında biriktirdiği çok verimli, ufuk (katman) yapısı olmayan topraklardır.
Toprak örtüsünün akarsu veya rüzgarla ince ince taşınmasıdır. Türkiye'de en büyük nedeni bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve arazinin eğimidir.
Ağaçlandırma yapmak, eğimli arazileri basamaklandırmak (taraçalama) ve tarlaları eğime dik (yatay) sürmektir.
Tarlayı bir yıl boş bırakmak (nadas) toprağı korumasız bıraktığı için erozyonu artırır; yerine nöbetleşe ekim (ürün rotasyonu) tercih edilmelidir.
Tarımsal verim düşer, barajların ömrü (alüvyon dolmasıyla) kısalır, kırdan kente göç artar ve deltalar büyür.
Dik eğim, bol yağış, killi toprak yapısı ve tabakaların uzanış yönü gibi nedenlerle toprağın kütle halinde aniden kaymasıdır.
Eğim, killi toprak ve yıl boyu yağışın etkisiyle Türkiye'de heyelan en çok İlkbahar aylarında Doğu Karadeniz'de görülür.