Hobbes'a göre insanlar doğa durumundaki güvensizlikten kurtulmak için haklarının önemli bölümünü mutlak bir egemene devreder.
Temsili demokraside halk, kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetime katılır.
İktidar, bir kişi ya da grubun başkalarının davranışlarını etkileme, yönlendirme ve gerektiğinde zorlama gücüdür.
Montesquieu, iktidarın kötüye kullanımını önlemek için yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrı ellerde bulunması gerektiğini savunur.
Adalet, herkese hak ettiğini verme, hak ve yükümlülükleri dengeli biçimde dağıtma ilkesidir ve siyaset felsefesinin temel kavramlarındandır.
Aristokraside yönetim, soylu ya da seçkin sayılan bir sınıfın elindedir ve bu sınıf toplumun en iyileri olarak görülür.
Negatif özgürlük, bireyin başkalarının ya da devletin müdahalesi olmadan hareket edebildiği alanı vurgular.
Aristoteles'e göre insan doğası gereği siyasal ve toplumsal bir varlıktır; tam anlamıyla iyi bir yaşam ancak devlet içinde gerçekleşir.
Hobbes, Locke ve Rousseau'nun ortak yönü, devletin insanların karşılıklı anlaşmasıyla, yani bir sözleşmeyle kurulduğunu savunmalarıdır.
Locke'a göre siyasal iktidarın meşruiyetinin temel kaynağı yönetilenlerin özgür rızasıdır.
Klasik liberalizme göre devletin görevi, bireysel hak ve özgürlükleri korumakla sınırlı kalmak, yaşamın diğer alanlarına karışmamaktır.
Halk egemenliği ilkesine göre egemenliğin kaynağı belirli bir kişi ya da zümre değil, ulusun bütünüdür.
Sivil itaatsizlik, bireyin haksız bulduğu bir yasaya, sonuçlarına katlanmayı göze alarak barışçıl ve açık biçimde karşı çıkmasıdır.
Platon'a göre devlet, hiç kimsenin tek başına tüm gereksinimlerini karşılayamaması ve insanların iş bölümüyle birbirini tamamlaması sonucu ortaya çıkar.
Siyaset felsefesi öncelikle iktidar, adalet, meşruiyet ve en iyi yönetim biçimi gibi temel sorunları ele alır.
Platon'un ideal devleti ile Farabi'nin erdemli şehri, yöneticinin bilge ve erdemli olması gerektiği düşüncesinde birleşir.
Çoğulculuk, bir toplumda farklı düşünce, inanç ve grupların bir arada var olmasını ve siyasete katılmasını olumlayan anlayıştır.
Rousseau'ya göre genel irade, toplumun ortak yararını amaçlayan istençtir ve bireysel isteklerin toplamı olan herkesin iradesinden farklıdır.
İbn Haldun, devletlerin kuruluş ve çöküşünü toplumsal dayanışma anlamındaki asabiyet kavramıyla açıklamıştır.
Bürokrasi, devlet işlerinin belirli kurallara, kademelere ve uzmanlaşmış memurlara dayalı olarak yürütülmesini sağlayan örgütlenmedir.
Platon'a göre adalet, her sınıfın kendine düşen işi en iyi biçimde yapması ve başkasının alanına karışmamasıyla gerçekleşir.
Mutlakiyette hükümdarın yetkileri hiçbir yasa ya da meclisle sınırlanmaz, tüm güç tek elde toplanır.
Kamuoyu, toplumu ilgilendiren konularda halkın büyük bölümünün paylaştığı ortak görüş ve tutumdur.
Machiavelli'ye göre hükümdar iktidarını korumak için koşullara göre davranabilme becerisine ve kararlılığa sahip olmalıdır.
Sokrates'in kaçmayı reddederek cezaya razı olması, yurttaşın haksız bulsa bile devletin yasalarına saygı göstermesi gerektiği düşüncesini yansıtır.
Genel irade, Rousseau'nun toplumun ortak yararını amaçlayan ortak istenç için kullandığı kavramdır ve bireysel çıkarların toplamından ayrıdır.
Siyaset felsefesi, devletin kaynağını, meşruiyetini, en iyi yönetim biçimini, adalet ve özgürlük gibi kavramları inceleyen felsefe dalıdır.
Toplum sözleşmesine göre devlet, insanların doğa durumundan çıkıp haklarını güvence altına almak için yaptıkları anlaşmayla kurulur.
Hobbes'a göre doğa durumu herkesin herkesle savaşıdır. İnsanlar bu kaostan kurtulmak için güçlerini mutlak bir egemene devreder.
Locke'a göre insanın yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi doğuştan doğal hakları vardır. Devletin görevi bu hakları korumaktır.
Rousseau'ya göre meşru siyasal düzen, halkın ortak yararını gözeten genel iradeye dayanır. Egemenlik halka aittir.
Platon'a göre en iyi devlet, bilge filozofların yönettiği devlettir. Adalet, her sınıfın kendi işini yapmasıyla gerçekleşir.
Aristoteles'e göre insan doğası gereği toplumsal ve siyasal bir varlıktır. Devlet, iyi ve erdemli yaşamı gerçekleştirmek için vardır.
Adalet, hakların ve yükümlülüklerin doğru dağıtımını ifade eder. Herkese hak ettiğini vermek klasik adalet anlayışının temelidir.
Ütopya, var olan düzeni eleştirmek için tasarlanan ideal toplum modelidir. Platon'un Devlet'i ve More'un Ütopya'sı örnektir.
Siyaset felsefesi monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimlerini karşılaştırır. Her birinin yozlaşmış biçimleri de tartışılır.