Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Felsefe bütünsel ve sorgulayıcıdır, kesin sonuç aramaz; bilim ise gözlem-deneye dayanır ve sınırlı bir alanı inceler.
Bu deneyde araştırmacının değiştirdiği etken ışık, yani bağımsız değişkendir. Işığa bağlı olarak ortaya çıkan ve ölçülen sonuç ise bitkinin boyudur; bu bağımlı değişkendir.
Nesnellik, bilimsel bilginin bireyin kişisel istek, duygu ve önyargılarından bağımsız olması demektir.
Bilim insanının kişisel önyargı, istek ve beklentilerinden olabildiğince arınarak olguları değerlendirmesi, bilginin nesnel olmasını amaçlar.
Popper bilimselliği yanlışlanabilirlik ölçütüne bağlar ve bilimin kuramların çürütülüp daha iyileriyle değiştirilmesiyle ilerlediğini savunur.
Bir hipotez, farklı araştırmacıların yaptığı tekrarlı gözlem ve deneylerle sürekli desteklenir, öngörüleri tutar ve çürütülemezse güç kazanır.
Bir kuramın öngörüsünün deneyle tutması, kurama olan güveni artırır ve onu destekler. Bu yüzden doğrulanan bir kuram güçlenir ama değişmez, kesin doğru hâline gelmez.
Bu özellik, bilimsel bilgiyi denetlenebilir ve güvenilir kılar; hatalı iddiaların ayıklanmasını sağlar.
Değer yargısı, olması gerekene ilişkin bir tutum bildirir ve gözlemle doğrulanıp yanlışlanamaz.
Deney boyunca değiştirilmeden aynı tutulan koşullara sabit ya da kontrol edilen değişkenler denir.
Kontrol grubu, incelenen etkenin uygulanmadığı gruptur. Deney grubuyla kontrol grubu karşılaştırıldığında gözlenen farkın gerçekten o etkenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılır.
Gözlemde olaylar, araştırmacı müdahale etmeden doğal akışı içinde izlenir. Deneyin denetimli ve müdahaleli olması, onu düz gözlemden ayırır.
Bir paradigmanın çözemediği, beklentilere ters düşen olgulara anormallik denir. Anormallikler tek tek göz ardı edilebilir; ancak birikip çoğaldıklarında paradigma bunalıma girer.
Olgusal önerme, gözlem ve deneyle doğruluğu ya da yanlışlığı sınanabilen önermedir. Suyun belli koşullarda kaynama sıcaklığı ölçülerek sınanabilir; bu yüzden olgusaldır.
Bilimsel gelişmeler birçok sorunu çözerken, kullanımlarına bağlı olarak yeni sorunlar, sorular ve sorumluluklar da doğurabilir.
Aynı olguyu açıklayan iki kuramdan daha az ve gereksiz varsayım içeren, daha yalın olanı tercih etme eğilimine yalınlık ya da ekonomiklik ilkesi denir.
Bilimsel yasa, ölçülebilir büyüklükler arasındaki değişmez düzenliliği ifade eder. Kütle çekimi yasasında kuvvetin kütlelere ve uzaklığa nasıl bağlı olduğu belirli bir bağıntıyla verilir.
Popper'a göre bilim insanı çürütülmeye açık, iddialı kuramlar ortaya atar ve bunları sıkı sınavlardan geçirir.
Kuhn'a göre paradigma, belli bir dönemde bilim topluluğunun ortaklaşa benimsediği temel varsayımlar, kuramlar, yöntemler ve örnek problem çözümlerinin oluşturduğu çerçevedir.
Olgusallık, bilimsel önermelerin gözlem ve deneyle sınanabilen olgulara dayanması demektir.
Bağımsız değişken, araştırmacının bilinçli olarak değiştirdiği ve etkisini merak ettiği etkendir.
Tümevarımda sınırlı sayıda gözlemden tüm durumları kapsayan bir yargıya geçilir. Ancak gelecekte ya da gözlenmemiş bir yerde aykırı bir örnek çıkabilir ve genellemeyi çürütebilir.
Öğrenci tek tek gözlediği sıvılardan yola çıkarak tüm sıvıları kapsayan genel bir yargıya ulaşmıştır; bu tümevarımdır.
Bilimsel yasa, doğada tekrarlanan bir düzenliliği genellikle bir bağıntı biçiminde dile getirir.
Bilimsel bilgi genellikle önceki bilgilerin üzerine yeni bulguların eklenmesiyle büyür ve gelişir.
Tümdengelimde genel bir öncülden özel bir sonuç çıkarılır ve akıl yürütme geçerliyse, öncüller doğru olduğunda sonuç zorunlu olarak doğrudur.
Bilim felsefesi, bilimsel bilginin yöntemini, yapısını, ölçütlerini ve gelişimini inceleyen felsefe dalıdır. Bilime dışarıdan eleştirel bakar.
Tümevarım, tek tek gözlemlerden genel yasalara ulaşma yöntemidir. Deneysel doğa bilimlerinde yaygın kullanılır ancak kesinlik sağlamaz.
Tümdengelim, genel öncüllerden zorunlu bir sonuca ulaşma yöntemidir. Öncüller doğruysa sonuç kesin olarak doğrudur ve matematikte kullanılır.
Viyana Çevresi'nin savunduğu mantıkçı pozitivizme göre bir önerme ancak deneyle doğrulanabiliyorsa anlamlıdır. Metafizik anlamsız sayılır.
Popper'a göre bir kuram bilimsel olabilmek için yanlışlanabilir olmalıdır. Deneyle çürütülemeyen kuram bilim dışıdır.
Kuhn'a göre bilim çoğu zaman yerleşik bir paradigma içinde sorun çözerek ilerler. Bu döneme normal bilim denir.
Kuhn'a göre birikimli anomaliler yerleşik paradigmayı sarsar ve yeni bir paradigmaya geçilir. Bu köklü dönüşüme bilimsel devrim denir.
Bilim hem birikmiş bilgiler bütünü olarak bir ürün, hem de bu bilgileri üreten yöntemli bir etkinlik olarak ele alınabilir.
Hipotez, bir olguyu açıklamak için öne sürülen sınanabilir öngörüdür. Sınamalardan geçen ve doğrulanan hipotez kuram düzeyine yükselir.
Gözlem, olguları koşullarına dokunmadan izlemektir. Deney ise değişkenlerin denetlenerek bir olgunun bilinçli koşullarda yeniden üretilmesidir.