1982 Anayasası'nın 1. maddesine göre Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir ve bu madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez.
Anayasanın 2. maddesi devletin niteliklerini sayar. İnsan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
1961 Anayasası'nda yer alan "insan haklarına dayalı" ifadesi, 1982 Anayasası'nda devletin bekası düşüncesiyle "insan haklarına saygılı" olarak değiştirilmiştir.
Anayasanın 3. maddesinde devletin bütünlüğü, resmi dilinin Türkçe, bayrağının ay yıldızlı al bayrak, milli marşının İstiklal Marşı ve başkentinin Ankara olduğu belirtilir.
Anayasanın 4. maddesi, ilk 3 maddenin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini açıkça hükme bağlar.
Halkın yönetime katılması, çok partili siyasi hayat, genel oy, eşit oy, gizli oy ve açık sayım-döküm esasları demokratik devletin temel gerekleridir.
Devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Kanuni idare, kuvvetler ayrılığı ve idarenin yargısal denetimi bu ilkenin sonuçlarıdır.
Milli gelirin adil dağılımı, fırsat eşitliği, sosyal güvenlik, sendikal haklar ve vergi adaleti gibi kurumlar devletin sosyal niteliğini yansıtır.
Din ve devlet işlerinin ayrılması, devletin inançlar karşısında tarafsız kalması ve din hürriyetinin güvence altına alınmasıdır.
Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir sınıfa imtiyaz tanınamaz.
2010 değişikliğiyle, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp/vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.
Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın 13. maddesine göre, özlerine dokunulmaksızın ancak KANUNLA sınırlandırılabilir.
2001 değişikliği ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması genel sebeplere değil, yalnızca Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen özel sebeplere bağlanmıştır.
Hakların sınırlandırılması, hakkın kullanılmasını zorlaştırmamalı ve hakkı anlamsız hale getirmemelidir; yani çekirdek alan olan "öze dokunma yasağı" esastır.
Bir temel hakkı sınırlarken başvurulan aracın, amacı gerçekleştirmeye elverişli, gerekli ve orantılı olması durumuna ölçülülük ilkesi denir.
Hak sınırlamaları demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz. Çoğulcu, hoşgörülü ve katılımcı demokrasi anlayışı esas alınmalıdır.
Temel hak ve hürriyetlere getirilen sınırlamalar hiçbir şartta Laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı düşecek şekilde yapılamaz.
Savaş, seferberlik, OHAL gibi durumlarda hakların kullanımı kısmen veya tamamen durdurulabilir; ancak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilemez.
Savaş, seferberlik veya OHAL dönemlerinde bile Anayasa'nın 15. maddesinde sayılan "Çekirdek Haklar"a asla dokunulamaz.
Çekirdek hakların başında yaşama hakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaması gelir.
Olağanüstü hallerde dahi hiç kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz.
Bir eylem, işlendiği tarihte kanuna göre suç değilse sonradan suç sayılamaz. Bu ilke, hiçbir şartta ihlal edilemeyen bir çekirdek haktır.
"Suçluluğu mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz" ilkesi (Masumiyet Karinesi) OHAL'de bile dokunulmazdır.
Devletin müdahale edemeyeceği, bireyi topluma ve devlete karşı koruyan haklardır. Koruyucu haklar olarak da bilinir (Örn: Konut dokunulmazlığı).
Bireylerin devletten olumlu bir müdahale, hizmet veya yardım isteyebileceği haklardır. İsteme hakları da denir (Örn: Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik).
Vatandaşların devlet yönetimine katılmalarını sağlayan haklardır. Katılma hakları olarak bilinir (Örn: Seçme ve seçilme hakkı).
Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Kişi hakları içinde yer alan bu kural gereği, angarya (karşılıksız ve zorla çalıştırma) Anayasa ile kesin olarak yasaklanmıştır.
Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın gizliliğine dokunulamaz (Hakim kararı istisnaları dışında).
Milli güvenlik, kamu düzeni gibi acil durumlar dışında hakim kararı olmadan kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve eşyalarına el konulamaz.
Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir ve gizliliği esastır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merci kararı gereklidir ve bu karar 24 saatte hakime sunulur.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, 2010 Anayasa değişikliği ile yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle HAKİM kararıyla sınırlanabilir.
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. (Kişi hakkıdır).
Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak KANUNLA ve sadece "kamu yararı" amacıyla sınırlandırılabilir.
Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgeleri yetkili mercie vermek yeterlidir.
Hiç kimse tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Kişileri kanuni mahkemesinden başka merci önüne çıkaracak olağanüstü yargı mercileri kurulamaz.
Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet aileyi ve çocuğu korumak için her türlü tedbiri alır. Çocuk hakları maddesi 2010 yılında Anayasa'ya açıkça eklenmiştir.
İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Bu durum devletin sosyal niteliğinin bir gereğidir.
Devlet, kamu yararı gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmazları gerçek karşılığını peşin ödemek şartıyla kamulaştırabilir. Bu bir sosyal-ekonomik haktır.
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin kamu yararı zorunlu kıldığında gerçek karşılığı kanunla gösterilerek devletin mülkiyetine geçirilmesidir.
İşçiler ve işverenler, önceden izin almaksızın sendika ve üst kuruluşları kurma hakkına sahiptir. Bu hak Sosyal ve Ekonomik haklar kategorisindedir.