Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
On yedinci yüzyıl Fransa'sında doğan klasisizm, akıl ve evrensel değerleri esas alır; Molière, Racine ve Corneille temsilcisidir.
Klasisizme tepki olan romantizm, coşku ve karşıtlıkları öne çıkarır; Victor Hugo bu akımın öncüsü sayılır.
On dokuzuncu yüzyıl akımı realizm, gerçeği olduğu gibi yansıtmayı amaçlar; Stendhal, Balzac ve Flaubert temsilcisidir.
Realizmin uzantısı olan natüralizmde insan, kalıtım ve çevrenin ürünüdür; Emile Zola deneysel roman anlayışını geliştirmiştir.
Sanat için sanat ilkesine dayanan parnasizm, kusursuz biçmi önemser; Türk edebiyatında Cenap Şahabettin etkilenmiştir.
Baudelaire, Verlaine ve Rimbaud'nun öncülük ettiği sembolizm, duyguyu sezdirmeye dayanır; Ahmet Haşim bu akımı benimsemiştir.
André Breton'un kurduğu sürrealizm, aklın denetiminden kurtulmuş, rüya ve bilinçaltı çağrışımlarına dayalı bir sanat önerir.
İzlenimcilik olarak da bilinen empresyonizm, dış dünyanın nesnel değil, sanatçıda bıraktığı anlık izlenimini yansıtır.
Anlatımcılık olarak bilinen ekspresyonizm, dış gerçekliği değil sanatçının iç dünyasını ve ruhsal tepkisini öne çıkarır.
Varoluşçuluk, insanın özünden önce var olduğunu ve seçimleriyle kendini yarattığını savunur; Sartre ve Camus temsilcisidir.
Montaigne, hümanizm akımının en bilge ve samimi ismi olup, kendi düşüncelerini deneme türünün ilk örnekleriyle yazmıştır.
Stephane Mallarme, sembolizmin en kapalı, entelektüel ve saf şiir felsefesini kuran ve dili bir musiki aleti gibi kullanan şairdir.
Goriot Baba, Balzac'ın Paris'in ahlaki çöküşünü, para ve sınıf hırslarını Goriot Baba'nın trajik babalık dramı üzerinden sunduğu romandır.
Albert Camus, insanın ölümlü ve anlamsız dünyadaki varoluşunu, saçma felsefesi ve absürt tiyatro teorileriyle temellendirmiştir.
Marinetti, sanatta müzeleri, kütüphaneleri ve geçmişi reddederek geleceğin, makinenin, hızın ve savaşın estetiğini ilan etmiştir.
Trajedi (Ağlatı), üç birlik kuralına uyarak seyircide acıma ve korku hissi uyandırmayı amaçlayan klasik tiyatro türüdür.
Germinal, Emile Zola'nın madencilerin zorlu çalışma koşullarını ve grevlerini deneysel-natüralist yöntemlerle yansıttığı başeseridir.
Sartre, insanın kendi özünü kendi eylemleriyle kurduğunu savunan varoluşçuluğun en büyük felsefeci-yazarıdır.
Dostoyevski, suç, ceza, vicdan, Tanrı ve ahlak konularını insan ruhunun en karanlık dehlizlerine inerek inceleyen realist yazardır.
Eugene Ionesco, Gergedanlar oyununda insanların yavaş yavaş gergedanlaşarak kitle faşizmine ve sürü psikolojisine teslim olmasını absürt dille yerer.
Pierre Corneille, trajedi türünde ahlak, irade ve görev bilincini işleyen klasisizm akımının en önemli tiyatrocularındandır.
Shakespeare, insan psikolojisini, hırslarını, iktidar ve aşk facialarını lirik ve dramatik dille sahnede zirveye ulaştırmış tiyatro devidir.
Salvador Dali, sürrealist rüya ve bilinçaltı imgelerini resim sanatında eriyen saatler ve fantastik nesnelerle somutlaştıran öncüdür.
Sürrealizm, aklın ve mantığın denetimini reddederek bilinçaltının engelsizce kağıda dökülmesini savunan sanat akımıdır.
Louis Aragon, Elsa'ya olan aşkını sürrealist imgelerle ve direniş şiirleriyle birleştiren en önemli Fransız şairlerindendir.
Edebi akımlar çalışırken ana odak dönem, sanatçı, eser ve anlayış ilişkisi kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Edebi akımlar sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.