Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Beyitlerle yazılan gazelin ilk beytine matla, son beytine makta denir; şair mahlasını genellikle makta beytinde söyler.
Din ve devlet büyüklerini öven kasidenin en güzel beytine beytü'l-kasid, şairin ad istediği bölüme fahriye denir.
On altıncı yüzyıl şairi Fuzûlî, ünlü mesnevisi Leylâ vü Mecnûn ve Su Kasidesi ile tanınır; tasavvufi aşkı işler.
Kanûnî döneminin usta şairi Bâkî, Kanûnî Mersiyesi ile ünlüdür ve şairlerin sultanı unvanıyla anılır.
Lale Devri şairi Nedîm, İstanbul yaşamını şiire taşıdı ve şarkı nazım biçimini divan edebiyatında yaygınlaştırdı.
Kaside şairi Nef'î, Siham-ı Kaza adlı yergi eseriyle tanınır; keskin dili yüzünden idam edilmiştir.
On yedinci yüzyıl şairi Nâbî, Hayriye ve Hayrabad gibi eserlerinde düşünce ve öğüde dayalı didaktik şiir yazmıştır.
Hüsn ü Aşk mesnevisiyle tanınan Şeyh Galib, Sebk-i Hindî üslubunun Türk edebiyatındaki en güçlü temsilcisidir.
Her beyti kendi içinde kafiyeli olan mesnevi, aşk, kahramanlık ve öğüt gibi uzun konuların anlatımına elverişlidir.
Kendine özgü aruz kalıplarıyla yazılan rubai, aa xa uyak düzenine sahiptir ve Ömer Hayyam bu türün ustasıdır.
Parçada özellikleri verilen akım "Sebk-i Hindî" (Hint Üslubu)'dir. Türk edebiyatında bu akımın en büyük ve son temsilcisi, "Hüsn ü Aşk" mesnevisiyle tanınan Şeyh Galip'tir.
Divan edebiyatı, saray ve çevresinde gelişmiş, seçkin bir zümreye hitap ederken, Halk edebiyatı halk arasında gelişmiş ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır.
Divan şairleri mesnevi türünü özellikle aşk, macera, dinî-tasavvufî konuları işlemek amacıyla tercih etmişlerdir.
Güzelleme, adını işlediği güzellik ve övgü temasından alan, sevgili veya övgü konusu etrafında şekillenen nazım biçimidir.
Aşkın zevklerini, fiziki güzellikleri ve eğlenceyi açık ve şuh bir dille işleyen gazel türüne şuhane gazel denir.
Bağımsız yazılmıştır. Şeyh Galip'in tasavvufi sembollerle örülü özgün bir mesnevisidir.
Halkın konuştuğu günlük dilden ve söyleyişlerinden uzak, seçkin bir zümreye hitap eden bir edebiyattır.
Şairlerin hayat hikâyelerini, edebi kişiliklerini ve eserlerinden örnekleri içeren eserlere "tezkire" denir.
Beyitlerde öğüt verme, nasihat etme amacı güdülmektedir. Bu özellik pendnamelere özgüdür.
Telmih, "hatırlatma" anlamına gelir. Şiirde, herkesçe bilinen bir olaya, kişiye, ayete, hadise veya esere, doğrudan adını vermeden, dolaylı yoldan işaret etmektir.
Garibnâme, yüzyılda Âşık Paşa tarafından yazılmış bir mesnevidir. Eser, Divan edebiyatı dönemine aittir.
Münşeat, divan edebiyatında mektuplardan oluşan eserlere verilen genel addır. Münşeatlar, dönemin önemli kişilerinin yazdığı mektupları, resmi yazışmaları ve edebi mektupları içerir.
Şeyh Galip, Divan edebiyatının hem zirvesi hem de son büyük şairi olarak kabul edilir. "Hüsn ü Aşk" adlı mesnevisi, sembollerle dolu, alegorik bir yapıdadır.
Fuzûlî'nin bu eseri, klasik bir aşk mesnevisidir. Arapça bir halk hikâyesi olan Leyla ile Mecnun'u Türk edebiyatına kazandırmıştır.
Terciibentte bentleri birbirine bağlayan vasıta beyti her bendin sonunda hiç değişmeden aynen tekrarlanır.
Divan edebiyatı çalışırken ana odak dönem, sanatçı, eser ve anlayış ilişkisi kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Divan edebiyatı sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.