Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Osmanlı döneminde para basma yetkisi İngiliz-Fransız ortaklı Bank-ı Osmani-i Şahane'deydi.
Saltanat kaldırıldıktan sonra devletin resmi bir başkanı (cumhurbaşkanı) yoktu, bu da yönetimde belirsizlik yaratıyordu.
Erkan-ı Harbiye'nin bakanlık olmaktan çıkarılmasıyla ordunun siyasetle (hükümetle) doğrudan bağı koparılmış, askeri görevlilerin milletvekili olması yasaklanmıştır.
Saltanat, 1 Kasım 1922'de TBMM tarafından kaldırıldı ve Osmanlı hanedanının siyasi yetkisi sona erdi.
Cumhuriyet, 29 Ekim 1923'te ilan edildi ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı oldu.
Halifelik, 3 Mart 1924'te kaldırılarak laik devlet yolunda önemli bir adım atıldı.
3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim ve öğretim tek çatı altında birleştirildi.
1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile kılık kıyafette yenilik yapıldı.
1925 yılında tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı.
1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
1928 yılında yeni Türk harfleri kabul edilerek Latin alfabesine geçildi.
1934 yılında kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu ile her vatandaşın soyadı alması zorunlu hale geldi.
Halifeligin kaldirilmasi ve Tevhid-i Tedrisat kanunu laiklesme yolundaki dev adimlardir. Halkcilik kanun onunde esitligi ve hicbir zümreye imtiyaz taninmamasini savunur.
Girişimcilerin elinde yeterli para (sermaye) ve kalifiye teknik eleman yoktu.
Osmanlı'nın son döneminde Türklerin tarihi ve dili küçümseniyordu.
Soyadı yokken insanlar babalarının adıyla veya lakaplarla kaydediliyordu. Bu durum askere alma, vergi toplama, miras paylaşımı ve tapu işlerinde büyük kargaşaya yol açıyordu.
Halifeligin kaldirilmasi ve Tevhid-i Tedrisat kanunu laiklesme yolundaki dev adimlardir. Halkcilik kanun onunde esitligi ve hicbir zümreye imtiyaz taninmamasini savunur.
Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir. Devletcilik ozel sektorun yapamadigi buyuk yatirimlari devlet eliyle yapmayi savunan karma ekonomi modelidir.
Harf İnkılabı sonrasında 16-45 yaş arasındaki okuma yazma bilmeyen halka yeni harfleri öğretmek amacıyla 'Millet Mektepleri' adıyla seyyar ve sabit akşam okulları açılmıştır.
Halkçılık eşitliği savunur. Yönetimde sadece erkeklerin oy hakkının olması eşitsizlikti.
Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir. Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir.
Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir. Devletcilik ozel sektorun yapamadigi buyuk yatirimlari devlet eliyle yapmayi savunan karma ekonomi modelidir.
Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir. Devletcilik ozel sektorun yapamadigi buyuk yatirimlari devlet eliyle yapmayi savunan karma ekonomi modelidir.
Yabancı işletmelerin satın alınarak devletleştirilmesi ve Türk işletmecilere devredilmesi, iktisadi bağımsızlığı (ekonomik milliyetçiliği) hedefleyen 'Milliyetçilik' ilkesinin gereğidir.
1926 Türk Medeni Kanunu tamamen 'sosyal ve ekonomik' hakları kapsar. Bu kanunda kadınlara yönelik seçme ve seçilme (siyasi) haklar yer almaz.
Anayasada devletin resmi bir dininin bulunması laiklik ilkesine aykırıdır. 1928 yılında bu ibarenin çıkarılması, devlet organlarının laikleşmesinde en önemli hukuki aşamadır.
Saltanatın kaldirilmasi ve Cumhuriyetin ilani bu ilkenin dogrudan geregidir. Devletcilik ozel sektorun yapamadigi buyuk yatirimlari devlet eliyle yapmayi savunan karma ekonomi modelidir.
Cumhuriyetçilik ilkesi millet egemenliğini savunur. Padişah egemenliğine (saltanata) son verilmesi, cumhuriyetçi yönetimin ve halk iradesinin kurulması yönündeki en büyük siyasi devrimdir.
Unvanların yasaklanmasıyla toplumda kişisel veya ailesel üstünlüklere dayanan sınıfsal ayrıcalıklar reddedilmiş, herkesin eşit vatandaş sayıldığı 'Halkçılık' ilkesi pekiştirilmiştir.
24 Kasım 1934'te çıkarılan özel bir kanunla, TBMM Mustafa Kemal'e 'Atatürk' soyadını vermiş ve bu soyadının başkaları tarafından (akrabaları dahil) kullanılması yasaklanmıştır.
İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen Misak-ı İktisadi, dışa bağımlı olmayan, kendi hammaddesini üreten, yerli malı kullanımını teşvik eden bağımsız ekonomi politikasının manifestosudur.
Saltanat kaldırıldıktan sonra devletin resmi bir başkanı (cumhurbaşkanı) yoktu, bu da yönetimde belirsizlik yaratıyordu.
Devlet bankalarının kurulması veya fabrikaların açılması doğrudan 'Devletçilik' (ekonomik kalkınmanın devlet eliyle yürütülmesi) ilkesiyle ilgilidir.
İnkılap, yalnızca değişiklik değil; toplumsal ve kurumsal yapının kalıcı biçimde yenilenmesidir.