Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Bilinen ilk Türk devleti Asya Hun Devleti'dir ve en güçlü dönemini Mete Han zamanında yaşamıştır.
Mete Han, orduyu onlu birimlere ayıran onluk sistemi kurmuştur.
Göktürk Devleti 552 yılında Bumin Kağan tarafından kuruldu.
Orhun Yazıtları II. Göktürk döneminde Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına dikilmiştir.
Uygurlar 745 yılında kuruldu ve yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğu oldu.
751 yılında Türkler ve Araplar, Çin'e karşı Talas Savaşı'nı birlikte kazandı.
Avrupa Hunları'nın baskısıyla 375 yılında Kavimler Göçü başladı ve Orta Çağ açıldı.
Avrupa Hun Devleti en güçlü dönemini hükümdar Attila zamanında yaşadı.
Türk adı ilk kez Göktürkler döneminde bir devletin resmi adı olarak kullanıldı.
Uygurlar Mani ve Buda dinlerini benimseyerek yerleşik kültüre geçtiler.
Yer-Su inancı, doğadaki unsurları kutsal sayarak insanların çevreye, hayvanlara ve doğaya karşı saygılı olmasını, onu korumasını ve çevre bilincinin inanç sistemiyle pekişmesini sağlamıştır.
Uygurların matbaa ve kağıt kullanarak kitap basması, kütüphane kurması 'kültürel' gelişmişliği; borç, kira sözleşmeleri yapması ise 'yazılı hukukun' geliştiğini kanıtlar.
Orta Çağ Avrupa'sında kilisenin dogmalarına dayanan, sorgulamayı reddeden düşünce sistemine skolastik düşünce denir.
Maniheizm tapınak yapımını ve yerleşikliği gerektirdiği için Uygurlar döneminde ilk kez kalıcı mimari eserler, tapınaklar ve saraylar yapılmıştır.
Özel toprak mülkiyetinin olmaması, Avrupa'dakine benzer toprak sahibi soyluların ve toprağa bağlı kölelerin (serf) oluşmasını engellemiş; toplumsal eşitliğin korunmasını sağlamıştır.
Kırgızlara ait olan Manas Destanı, Türk ve dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biridir ve günümüzde de yazımı devam eden dünyanın en uzun destanı olma özelliğine sahiptir.
Boy beylerinin kurultaya katılarak kendi boylarının görüşlerini sunması, devlet yönetiminde boyların temsil edildiği katılımcı bir meclis yapısının varlığını gösterir.
Hanedanın her erkek üyesinin tahtta hakkı olması, taht kavgalarına ve kurulan Türk devletlerinin kısa sürede ikiye ayrılıp yıkılmasına yol açmıştır.
Ülkenin doğusunu hakanın, batısını ise iç işlerinde bağımsız dış işlerinde hakana bağlı kardeşinin yönetmesine ikili teşkilat denir.
Ölen kişinin eşyalarıyla gömülmesi, öldükten sonra bu eşyaları kullanacağı inancını, yani ahiret inancını kanıtlar.
Kilisenin baskısı (skolastik düşünce) nedeniyle Orta Çağ boyunca Avrupa'da özgür düşünce, bilimsel araştırma ve pozitif bilimler gelişememiştir.
Göktürklerin ikili teşkilat, kut ve töre gibi Hun geleneklerini sürdürmesi, Türk devlet teşkilatlanmasındaki köklü sürekliliği kanıtlar.
Macaristan ovası, bozkır kültürüne uygun at yetiştirme alanı olması ve Avrupa'nın ortasında askeri üs vazifesi görmesi nedeniyle seçilmiştir.
Ağır suçlara idam verilmesi asayişi korur, hırsızlığa on kat ödetilmesi ise hem caydırıcılık sağlar hem de mağdurun zararını fazlasıyla karşılar.
Türklerin yazın hayvanları otlatmak için çıktığı yüksek alanlara yaylak, kışın barındıkları kuytu yerlere ise kışlak denirdi.
Öldürülen düşmanların öbür dünyada kişiye hizmet edeceği inanışı, savaşçılarda daha fazla düşman öldürme ve kahramanca savaşma arzusunu (savaşçılık ruhunu) teşvik etmiş ve pekiştirmiştir.
Mani dini ibadet için yerleşik hayatı zorunlu kıldığı için Uygurlar bu süreçte şehirler kurmuş ve yerleşik düzene geçmişlerdir.
Devletin halkın temel ihtiyaçlarını (yiyecek, giyecek vb.) karşılaması, refahını sağlaması doğrudan sosyal devlet anlayışıyla ilgilidir.
Ahşap harfli matbaa kullanımı dini metinlerin ve eğitim kitaplarının hızlı basılmasını sağlayarak kültürel gelişimi desteklemiştir.
Kıpçakların Rus prenslikleri ile yaptıkları savaşlar, Rusların meşhur tarihi eseri olan 'İgor Destanı'nda (İgor Şarkısı) geniş yer bulmuştur.
Gök Tanrı inancındaki tek tanrı fikri, ahiret inancı ve temizlik anlayışı gibi ögeler, Türklerin İslamiyet'i benimsemesini büyük ölçüde kolaylaştırmıştır.
Tarihte 'Türk' kelimesini devlet adı olarak ilk kez kullanan siyasi yapı Göktürk Devleti (Kök Türkler) olmuştur.
Hatunun siyasi törenlerde bulunması, kurultaya katılması ve yabancı elçileri kabul etmesi ilk Türk toplumlarında kadının önemini ve siyasi rolünü gösterir.
Bozkır iklimi tarıma elverişli olmadığı için konargöçer Türkler geçimlerini hayvancılıkla sağlamışlardır.
Feodalitede zenginliğin ölçüsü topraktır. Kapalı tarım ekonomisi uygulandığı için toprak ve tarım en değerli ekonomik unsur olmuştur.