Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Orta Çağ, 375 yılındaki Kavimler Göçü ile başlar kabul edilir.
Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkıldı.
Orta Çağ Avrupası'nda toprağa dayalı feodalite düzeni ortaya çıktı.
1096-1270 yılları arasında Avrupalılar Kudüs'ü almak için Haçlı Seferleri düzenledi.
1215 yılında İngiltere'de imzalanan Magna Carta ile kralın yetkileri sınırlandı.
Kavimler Göçü sonrası merkezi otorite zayıflayınca Avrupa'da derebeylikler kuruldu.
İlk Haçlı Seferi 1096 yılında Papa Urbanus II'nin çağrısıyla başladı.
Orta Çağ'da Katolik Kilisesi, kendisine karşı çıkanları yargılamak için engizisyon mahkemeleri kurdu.
Orta Çağ Avrupası'nda kilise merkezli skolastik düşünce egemen oldu.
Orta Çağ, 1453 yılında İstanbul'un fethiyle sona erdi.
Kralın yasaları çiğnemesine karşı soyluların ve şehir temsilcilerinin (burjuvaların) ortak mücadelesi parlamentonun kurulmasını sağlamıştır.
Çin'in ipek tekelini kırarak kendi ülkesinde ipek üretmeye başlayan Bizans, Avrupa pazarına ipek ihraç ederek ekonomik yönden devasa bir ticari kazanç ve rekabet üstünlüğü elde etmiştir.
Kürk Yolu, coğrafi konumu gereği Karadeniz'in kuzeyi ve İdil (Volga) havzasından geçer.
Hem Magna Carta hem de Sened-i İttifak, hükümdarın yetkilerini kendi altındaki güç odaklarıyla (soylular/ayanlar) paylaşarak mutlak yetkilerini sınırlandırdığı hukuki uzlaşma metinleridir.
Tema sistemi feodalizmi engellemek ve toprakların tek bir askeri beye kalmasını önlemek için kurulmuştur.
Moğol ordusunun atlı olması ve lojistik yük taşımadan hızlı hareket etmesi, göçebe bozkır kültürünün getirdiği bir yaşam tarzının askeri teşkilatlanmaya ve savaş gücüne yansımasıdır.
İtalyan şehirlerinin deniz kıyılarında kurduğu ticari üsler ve buradaki malları taşımaları, onların deniz ticareti ve kolonicilik faaliyetlerinde ileri düzeyde olduklarını gösterir.
Bizans'ın uzun ömürlü olmasında merkeziyetçi devlet yapısı etkilidir; feodal beyliklere bölünmesi merkezi otoriteyi zayıflatırdı ki Bizans genel olarak feodal parçalanmayı engellemiştir.
Vergiden muaf olma, askere gitmeme, vergi toplama ve kendi mahkemelerinde yargılama hakları, ruhban sınıfının elinde bulundurduğu devasa hukuki, sosyal ve ekonomik imtiyazları kanıtlar.
Eğitim ve kütüphanelerin kilise tekelinde olması ve sansür uygulanması, özgür düşüncenin gelişimini engellemiş, bilimsel araştırmaların dogmatik kalmasına yol açmıştır.
Feodalitede toprağa bağlı, kişisel hürriyetleri olmayan ve adeta toprağın bir parçası olarak kabul edilen köylülere 'serf' denirdi.
Pusulanın geliştirilmesi gemicilerin açık denizlerde yollarını bulmasını kolaylaştırmış, bu da yeni ticaret yolları bulmak amacıyla yapılacak olan Coğrafi Keşifler'e zemin hazırlamıştır.
Kast sisteminde hiçbir sosyal hakkı olmayan, toplumun en dışlanmış ve ezilen kesimini oluşturan, kast dışı kabul edilen sınıfa 'Parya' denirdi.
Sasanilerde toprakların asiller ve ruhban sınıfının denetiminde olması, toplumda belirgin bir tabakalaşmanın ve sınıfsal imtiyazların varlığını gösterir.
Pleblerin hak mücadelesi ve patricilerle girdikleri siyasi çatışmalar, Roma hukukunun temelini oluşturan On İki Levha Kanunları'nın yazılı hale getirilmesini sağlamıştır.
Bizans ve Sasani devletlerinin uzun süren savaşlarla birbirini zayıflatması, bu bölgelerde büyük bir otorite boşluğu yaratmış; yüzyılda Hz.
Magna Carta, kralın yetkilerini yasalarla ve bir meclisin onayıyla sınırlandıran ilk belge olması yönüyle hukuk devleti ve anayasacılık yolunda atılmış ilk önemli adım kabul edilir.
Skolastik düşünce, dogmatik yapısı gereği sorgulamayı ve serbest düşünceyi yasakladığı için Avrupa'da bilimsel, sanatsal ve felsefi ilerlemeyi engellemiş ve durağan bir döneme yol açmıştır.
Surlar ve su dolu hendekler şatoların dışarıdan gelebilecek askeri saldırılara karşı korunması amacıyla yapılmıştır.
İmparatorun Tanrı'nın temsilcisi sayılması 'teokratik', tüm yetkilerin sarayda ve imparatorda toplanıp taşra soylularının engellenmesi ise 'merkeziyetçi monarşi' yapısını gösterir.
Lonca teşkilatı haksız rekabeti önlemek ve fiyatları sabitlemek (narh) amacıyla çalıştığı için serbest piyasadaki kontrolsüz rekabete karşıdır, onu engellemeye çalışır.
Kral Yolu'nun Perslerden sonra Sasaniler ve İslam devletleri döneminde de kullanılması, bu yolun jeopolitik ve ticari değerini uzun asırlar boyunca koruduğunu gösterir.
Kitapların el yazısıyla tek tek çoğaltılması hem maliyetleri aşırı artırmış hem de bilginin yayılmasını son derece yavaşlatmıştır.
Malikanelerin dış dünyadan yalıtılmış, kendi kendine yeten yapısı, ticaret hacmini düşürmüş ve Orta Çağ Avrupa'sında 'kapalı pazar/tarım ekonomisi' modelinin egemen olmasına yol açmıştır.
Bilginin yaygınlaşması, kilise dışındaki aydın sınıfın artması ve fikirlerin özgürce yayılması Avrupa'da bilimsel uyanışa (Rönesans) ve dini sorgulamalara (Reform) zemin hazırlamıştır.