Kut inancı İslamiyet sonrası da devam etmiş, ancak devletin bekası için merkezi otorite diğer Türk devletlerine göre daha güçlü tutulmuştur.
Yasama yetkisini fermanla, yürütme yetkisini Divan-ı Hümayun aracılığıyla, yargı yetkisini ise müsadere usulüyle kullanmıştır.
Şehzadeler yönetim tecrübesi kazanmaları için sancaklara Çelebi veya Efendi unvanıyla gönderilir, yanlarında Lala adı verilen hocalar bulunurdu.
Sancağa çıkan son padişah III. Mehmet, sancak sistemini kaldıran da yine III. Mehmet'tir. Sancaktan gelmeden tahta çıkan ilk padişah I. Ahmet'tir.
I. Ahmet döneminde Ekber ve Erşed sistemiyle sancağa çıkma kaldırılarak Kafes usulü getirilmiş, şehzadeler sarayda gözetim altında tutulmuştur.
Sarayın dış bölümüdür. Devlet işlerinin görüşüldüğü, elçilerin kabul edildiği, padişahın resmi hayatının geçtiği kısımdır.
Sarayın iç bölümüdür. Aynı zamanda devşirme çocukların devlet adamı ve asker olarak eğitildiği üst düzey bir okuldur.
Padişahın ve ailesinin özel hayatının geçtiği, aynı zamanda saray kadınlarının müzik ve edebiyat gibi konularda eğitim gördüğü bölümdür.
Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti'nin en uzun süre yönetim merkezi olan ana sarayıdır.
Orhan Bey döneminde kurulan, devlet işlerinin görüşüldüğü en üst kuruldur. Fatih döneminden itibaren toplantılara sadrazamlar başkanlık etmeye başlamıştır.
Yönetici grupta askeri ve idari yetkiyi temsil eder. Sadrazam, vezirler, beylerbeyi, sancakbeyi ve kapıkulu askerleri bu sınıftandır.
Eğitim, din ve adalet işlerinden sorumlu sınıftır. Şeyhülislam, kazasker, kadı ve müderrisler bu gruba girer. Üyeleri Türk ve Müslüman kökenli olmak zorundadır.
Bürokrasi, yazışma ve maliye işlerinden sorumlu sınıftır. Nişancı, defterdar ve reisülküttap bu sınıfa mensuptur.
Padişahtan sonraki en yetkili kişidir. Padişahın mührünü taşır ve sefere padişah katılmadığında Serdar-ı Ekrem unvanıyla orduyu komuta eder.
Kadı ve müderrislerin atamasını yapan, eğitim ve adalet işlerinden sorumlu yüksek dereceli divan üyesidir. Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki tanedir.
Devletin mali işlerinden sorumlu, bütçeyi hazırlayan divan üyesidir. Anadolu ve Rumeli defterdarı olarak iki kişi görev yapardı.
Padişah fermanlarına tuğra çeker, fethedilen arazileri tahrir defterlerine kaydeder ve dirlik topraklarının dağıtımını yapardı.
Önceleri nişancıya bağlı çalışan bir bürokratken, 17. yüzyıldan itibaren dışişlerinden sorumlu en üst düzey diplomat haline gelmiştir.
Osmanlı donanmasının başkomutanıdır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Barbaros Hayrettin Paşa ile birlikte Divan üyesi olmuştur.
Alınan kararların İslam dinine uygun olup olmadığına fetva vererek karar veren en üst düzey din görevlisidir. İlmiye sınıfının başıdır.
I. Murat döneminde Pençik ve sonrasında Devşirme sistemiyle kurulan, merkezde bulunan profesyonel yaya askeri birliklerdir. Üç ayda bir ulufe maaşı alırlar.
Padişahların tahta çıktıklarında kapıkulu askerlerine dağıttıkları bahşiştir. İlk kez Yıldırım Bayezid dağıtmış, Fatih Sultan Mehmet yasallaştırmıştır.
Fethedilen toprakların vergi gelirlerinin hizmet karşılığı asker ve memurlara tahsis edilmesidir. Bu sistem üretimde sürekliliği ve güvenliği sağlar.
Tımar sahiplerinin beslemek zorunda olduğu atlı askerlerdir. Cebelü adı verilen bu askerler, devlete mali yük getirmeden en kalabalık orduyu oluştururdu.
Sınır boylarında görev yapan, ordunun önünde giderek keşif hizmeti veren ve düşman topraklarına akınlar düzenleyen hafif süvari birlikleridir.
Tımar sisteminin uygulanamadığı uzak eyaletlerdeki vergi gelirlerinin açık artırma yoluyla mültezim denilen kişilere peşin parayla kiralanmasıdır.
İltizam sisteminde vergi toplama hakkının mültezimlere ömür boyu (kaydı hayat şartıyla) verilmesi usulüdür. Nakit ihtiyacını karşılamak için uygulanmıştır.
Tımar sisteminin uygulanmadığı, gelirlerinin iltizamla toplanıp doğrudan hazineye aktarıldığı, yöneticilerine maaş (saliyane) verilen Mısır, Yemen gibi uzak eyaletlerdir.
Tımar sisteminin uygulandığı, toprağa dayalı eyaletlerdir. Rumeli, Anadolu, Karaman ve Sivas gibi merkeze daha yakın yerlerdir.
İç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlı olan eyaletlerdir. Kırım, Eflak, Boğdan, Erdel gibi yöneticileri merkezden atanan bölgelerdir.
Kutsal toprakları barındırdığı için vergi ve asker göndermekten muaf tutulan tek imtiyazlı eyalettir.
Mülkiyeti devlete ait olan, kullanım hakkı köylüye bırakılan topraklardır. Alınıp satılamaz, miras bırakılamaz. Has, Zeamet ve Tımar olarak bölümlere ayrılır.
Yıllık geliri 100 bin akçeden fazla olan, padişah ve sadrazam, beylerbeyi gibi üst düzey devlet görevlilerine tahsis edilen dirlik topraklarıdır.
Yıllık geliri 20 bin ile 100 bin akçe arasında olan, orta dereceli memurlara, kadı ve subaşılara verilen dirlik topraklarıdır.
Gelirleri cami, medrese, şifahane, aşevi gibi dini, sosyal ve hayır kurumlarının masraflarına ayrılan topraklardır.
Ekonomide devletin fiyatları denetim altında tutması, eksik rekabeti önlemek için malların tavan ve taban fiyatlarını belirlemesi uygulamasıdır.
Esnaf ve zanaatkarların oluşturduğu mesleki dayanışma örgütüdür. Anadolu Selçuklularındaki Ahilik teşkilatından farklı olarak gayrimüslimler de üye olabilirdi.
Lonca teşkilatı içinde eğitimini tamamlayıp kalfalıktan ustalığa geçen bir zanaatkarın dükkan açabilme hakkı ve yetkisidir.
Lonca teşkilatı içerisinde yer alan ve küçük el sanatlarıyla uğraşan meslek gruplarına verilen genel isimdir.
Müslüman çiftçilerden ürettikleri ürün üzerinden peşin olarak alınan onda bir oranındaki şeri tarım vergisidir.