Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Yer kabuğundaki kırık hatlarında biriken enerjinin aniden boşalmasıyla oluşan depremler, Türkiye'nin Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca sık yaşanır.
Magmanın yeryüzüne çıkmasıyla oluşan volkanizma, kül ve lav yayarak yakın çevreyi etkiler; İzlanda ve Endonezya aktif volkan alanlarıdır.
Sıcak okyanuslarda oluşan şiddetli alçak basınç fırtınalarına Atlas Okyanusu'nda kasırga, Pasifik'te tayfun, Hint Okyanusu'nda siklon denir.
Denizaltı depremleri veya volkanik patlamalar, kıyıları vuran yüksek tsunami dalgalarına yol açar; 2004 Hint Okyanusu tsunamisi büyük yıkıma neden olmuştur.
Kısa sürede düşen şiddetli yağışlar akarsu yataklarının taşmasına ve sel felaketlerine yol açar; ani seller özellikle dere yataklarındaki yerleşimleri tehdit eder.
Uzun süre yağış olmaması sonucu su kaynaklarının azalması, tarım ve içme suyunu tehdit eden yavaş gelişen bir doğal afettir.
Dağlık ve karlı yamaçlarda biriken kar kütlesinin aniden aşağı kaymasıyla oluşan çığlar, yüksek eğimli ve ormansız yamaçlarda daha sık görülür.
Eğimli yamaçlarda toprak ve kaya kütlesinin yer çekimiyle aşağı kayması olan heyelan, Karadeniz'de yoğun yağış ve eğim nedeniyle yaygındır.
Kara ve denizlerde oluşan dönerek ilerleyen şiddetli hava sütunlarına hortum denir; ABD'nin orta bölgesi tornadolarıyla ünlüdür.
Ekstrem olayların zararını azaltmak için erken uyarı sistemleri, dayanıklı yapılaşma ve doğru arazi kullanımı planlaması gerekir.
Endonezya ve Filipinler, Pasifik Ateş Çemberi levha sınırı üzerinde yer aldıkları için dünyada aktif yanardağların ve volkanik patlama riskinin en yüksek olduğu yerlerdir.
Meteor düşmesi, uzaydan (astronomik kaynaklardan) gelen bir olay olduğu için astronomik kökenli ekstrem doğa olayıdır.
Kuraklık yaban hayatındaki içme suyu çukurlarını ve otlakları kurutarak yaban hayvanlarının susuzluktan kırılmasına ve yaşam alanlarını terk etmesine yol açar.
Aşırı sıcaklar bitki örtüsündeki nemi kurutarak odun ve yaprakları kolay tutuşabilir hale getirir.
Dev asteroitlerin okyanuslara çarpması, suları dikey olarak kilometrelerce havaya fırlatır ve kıyıları yutacak yüzlerce metre yüksekliğinde mega tsunamiler oluşturur.
Deniz tabanı depremleri, su kütlesini dikey olarak yukarı ve aşağı iterek büyük bir dalga serisi (tsunami) başlatır.
Tektonik kırıklar ve levha sınırları; magmanın ısıttığı suların yeryüzüne çıkmasını (jeotermal) sağladığı gibi deprem ve aktif volkanları da oluşturur.
Taşkın yatakları, aşırı suların yayılabileceği doğal sünger görevi görür; suyun hızını ve basıncını emerek yerleşim yerlerinin su altında kalmasını önler.
Tsunametreler okyanus tabanındaki su basıncı değişimlerini algılar ve uydular vasıtasıyla kıyı erken uyarı merkezlerine sinyal göndererek kıyıların tahliye edilmesini sağlar.
Büyük asteroit çarpmaları, binlerce nükleer bombaya eşdeğer enerjiyle yerküreyi sarsar ve jeolojik depremlerden çok daha şiddetli şok dalgaları ve fay kırıkları yaratır.
Sel ve taşkın, yağış miktarı ve hızının toprağın sızdırma kapasitesini aşması sonucu suyun yüzeyde birikmesi ve akarsuların taşması olayıdır.
Ekstrem soğuklarda akarsular donar ve nehir debileri düşer. Havaların ısınmasıyla bu karlar ve buzlar aniden erir ve sel felaketine zemin hazırlar.
Karstik arazilerde yeraltı su seviyesi düşünce mağara tavanları desteksiz kalır ve çökerek obruk adı verilen derin çukurları oluşturur.
Afetlerin felakete dönüşmesi ülkenin ekonomik ve teknolojik gelişmişlik seviyesiyle ilgilidir.
Saatteki hızı 150-200 km'yi aşan rüzgarların kinetik enerjisi ve yarattığı emme basıncı (hortumlarda) binaları ve araçları kolayca tahrip edebilir.
Doğa'nın ekstrem olayları çalışırken ana odak mekansal dağılış ve neden-sonuç kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Doğa'nın ekstrem olayları sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.