Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Toprak ve mineraller bitkilerin yanı sıra algler, bazı bakteriler ve mantarlar gibi diğer birçok canlı grubu tarafından da doğrudan ortamdan alınabilir.
Belirli bir alanda yaşayan birden fazla popülasyonun (farklı türlerin) bir araya gelerek oluşturduğu topluluğa komünite denir.
Biri fayda görürken diğerinin etkilenmediği (+/0) ilişkiye komensalizm denir. Örneğin, köpekbalığına tutunarak onun besin artıklarından faydalanan vantuzlu balık (Echeneis).
Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar, milyonlarca yıl önce yaşamış canlı kalıntılarının yer altında sıkışmasıyla oluşur ve karbonu çok uzun süre bünyesinde depolar.
Ayrıştırıcı canlıların ürettiği sindirim enzimleri protein yapılı moleküllerdir. Bütün proteinlerin sentezi istisnasız olarak canlı hücrelerdeki ribozom organelinde gerçekleştirilir.
Milli parklar, tabiatı koruma alanları ve doğal sit alanları türlerin kendi doğal habitatlarında korunmasını sağladığı için in-situ (yerinde) koruma örneğidir.
Farklı türden iki canlının her ikisinin de yarar sağladığı (+/+) ortak yaşama mutualizm denir.
Komünitede sayıca en fazla olan ya da en yüksek biyokütleye sahip olan, faaliyetleriyle komüniteyi yönlendiren türe baskın (dominant) tür denir.
Kurakçıl (kserofit) bitkilerde su kaybını (terlemeyi) önlemek amacıyla yaprak yüzeyinde mumsu bir madde olan kutikula tabakası oldukça kalındır.
Süksesyonun sonunda çevre koşullarıyla kararlı bir dengeye ulaşmış olan nihai komüniteye klimaks denir.
Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması, iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla imzalanmış küresel anlaşmalardır.
Bölünmüş doğal yaşam alanlarını birbirine bağlayan, hayvanların güvenle geçiş yapmasını sağlayan ekolojik köprülere veya ağaçlandırılmış geçiş yollarına vahşi yaşam koridorları denir.
Biri yarar sağlarken diğerinin zarar gördüğü (+/-) ve konağın hücresel kaynaklarını sömüren ilişkiye parazitlik denir.
Bir ekosistemdeki canlılar sadece tek bir canlıyı yemez veya tek bir canlıya yem olmaz. Bu karmaşık ve çok yönlü beslenme ilişkilerinin bütünü besin ağını oluşturur.
Ayrıştırıcılar organik atıkları inorganik maddelere dönüştürür.
Karbon kireçtaşlarında çok uzun süre depolanarak döngüden çıkabilir (I). Aşınma ve volkanik patlamalarla bu karbon CO₂ olarak atmosfere salınır (II).
Besin ağı ne kadar karmaşıksa, canlıların alternatif besin kaynakları o kadar fazladır.
Madde döngüseldir ancak enerji döngüsel değildir. Enerji akışı tek yönlüdür ve çevreye ısı olarak yayılan enerji ekosistem içinde tekrar geri dönüştürülüp kullanılamaz.
Her iki bakteri grubu da nitrifikasyon sürecinde yer alan kemoototrof canlılardır. Kemosentez yoluyla karbondioksit ve suyu birleştirerek organik besin üretirler (karbondioksit özümlemesi).
Klorofille fotosentez yapılması enerjinin piramitteki kaybıyla doğrudan ilgili değil, enerjinin ekosisteme giriş mekanizmasıdır.
Ekolojideki '%10 yasası' uyarınca, her trofik basamaktaki enerjinin yaklaşık %90'ı canlının solunumunda, hareketinde, metabolik faaliyetlerinde harcanır veya ısı olarak çevreye yayılır.
Termodinamiğin kuralları gereği, bir basamaktaki enerjinin sadece yaklaşık yüzde 10'u bir üst basamağa aktarılır.
Okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve suların asitlenmesi, mercanların resif yapılarındaki algleri kaybetmesine (mercan beyazlaması) ve geniş çaplı ekosistem ölümlerine yol açar.
Biyolojik birikim üreticiden son tüketiciye doğru artar. Dolayısıyla en az birikim mısır bitkisinde (üretici), en fazla birikim ise yılan (son tüketici) üzerinde gerçekleşir.
Birinci düzey üretici, ikinci düzey birincil tüketici, üçüncü düzey ikincil tüketici, dördüncü trofik düzey ise üçüncül tüketici (etçil canlılar) basamağına denk gelir.
Denitrifikasyon bakterileri topraktaki kullanılabilir azotlu bileşikleri parçalayarak serbest azot gazı halinde atmosfere verir.
Belirli bir alanda yaşayan canlılar ile onları çevreleyen cansız etmenlerin oluşturduğu bütüne ekosistem denir.
Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir.
Bir alanda yaşayan farklı türlere ait popülasyonların tümü komüniteyi oluşturur.
Fotosentez yapan bitki ve algler üreticidir. Kendi besinini üretip zincirdeki enerji akışını başlatır.
Enerji güneşten üreticilere, oradan tüketicilere aktarılır. Akış tek yönlüdür ve her basamakta bir kısmı ısı olarak kaybolur.
Karbon, azot ve su gibi maddeler canlılar ve çevre arasında döngü halinde dolaşır. Enerjiden farklı olarak yeniden kullanılır.
Karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının artması atmosferde ısı tutulmasına yol açar. Bu da küresel ısınmayı hızlandırır.
Ozon tabakası güneşten gelen mor ötesi ışınları tutar. İncelmesi cilt kanseri gibi sağlık sorunlarını artırır.
Bir ekosistemdeki tür zenginliğine biyolojik çeşitlilik denir. Çeşitlilik arttıkça ekosistem dış etkilere daha dayanıklı olur.
Bitki örtüsünün azalmasıyla toprağın su ve rüzgarla taşınmasına erozyon denir. Tarım alanlarını verimsizleştirir.