Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Emily akşam yemeğinden sonra (after dinner) ödev yaptığını belirtmektedir, dolayısıyla akşam yemeğinden önce ödev yapmaz.
Jack kapalı alan aktivitelerini (indoor) açık hava sporlarına tercih etmektedir.
Arthur güvenli sporları tercih ettiğini söyleyip teklifi reddediyor. Gökyüzü dalışını (skydiving) tehlikeli (dangerous) bulmaktadır.
Jack Clara ile aynı fikirde olmadığını (I disagree) ve polisiye romanlarını tercih ettiğini söylüyor.
Dolayısıyla modanın önemli (important) olduğunu düşünür.
Mark günlüğünü her gece (every night) yazdığını söylüyor. Bu da günlük (daily) olarak yazdığı anlamına gelir.
Teknoloji %20, müzik ise %10'dur. Dolayısıyla teknoloji müzikten (music) daha popülerdir.
Sally, Peter'ın fikrine katılmıyor (I disagree) ve rock müziğin fazla gürültülü (too noisy) olduğunu düşünüyor.
Kuzeninin caz müziğe bayıldığı ve melodisini çok dinlendirici/rahatlatıcı (relaxing) bulduğu ifade edilmiştir.
Sarah trekking yapmaya bayıldığını 'I am crazy about' ifadesiyle belirtmiştir. Bu durum onun trekkingi çok sevdiği anlamına gelir.
Tabloya göre Eva hafta sonları (At weekends - Cumartesi ve Pazar) yüzme (swimming) yapmaktadır.
Sue heavy metal müziğe katlanamadığını (can't stand it) ve çok gürültülü olduğunu söylüyor.
David rock müziği sevmiyor çünkü enstrümanların çok gürültülü (too loud) olduğunu ve müzisyenlerin komik/saçma (ridiculous) göründüğünü düşünüyor.
Clara ve arkadaşlarının ormana gidip çadır kurup kamp ateşi yaktığı belirtiliyor. Bu aktivite kamp yapmaktır (camping).
Brian salı günleri okçuluk (archery) çalışması yapmaktadır. Okçuluk bireysel bir spordur (individual sport).
'Really into' kalıbı bir şeye çok ilgi duymak, meraklı olmak (interested in) anlamına gelmektedir.
Leo sınava çalışması gerektiği için gidemeyeceğini belirterek arkadaşına 'Have a good time there' (Orada iyi eğlenceler/iyi vakit geçir) diyerek nazikçe reddediyor.
Hip-hop müziğe katlanamayan (can't stand) biri onu saçma/gülünç (ridiculous) bulmaktadır.
Arthur her pazar sabahı (every Sunday morning) dağda yürüdüğünü söylüyor. Bu, haftada bir kez (once a week) trekking yaptığı anlamına gelir.
Mark haftada bir kez okçuluk yaptığını ve spor salonuna sadece Cumartesi sabahları (hafta sonu - weekends) gittiğini belirtiyor.
Clara heavy metal müziğe katlanamadığını (can't stand), onun çok gürültülü ve katlanılmaz (unbearable) olduğunu belirterek dinlemeyi sevmediğini ve rahatlatıcı bulmadığını göstermektedir.
Emily seyahat kitaplarını (travel books) ve bilim kurgu romanlarını (science-fiction) sevdiğini belirtmiştir.
Arthur bungee jumping'i çok daha heyecan verici bulduğuna göre satranç oynamak bungee jumping'den daha az heyecan vericidir (less exciting).
Klasik müzik %5 ile en az tercih edilen türdür. Dolayısıyla en az popüler olan (least popular) müzik türüdür.
Tablo incelendiğinde Jack'in hem rap hem de rock müzik sütunlarında 'Yes' yazdığı görülmektedir.
Saat 09:30'da (half past nine) bisiklet sürmek (cycling / ride a bicycle) aktivitesini yapmaktadır.
David gotik müziğin çok karanlık ve kasvetli olduğunu, katlanamadığını (can't stand) belirtiyor.
Jack nadiren (rarely) ve ayda sadece bir kez bilgisayar oyunu oynadığını söylüyor. Bu, onun neredeyse hiç (almost never) oynamadığı anlamına gelir.
Arthur evi yakın olduğu için genelde yürümekte, sadece yağmur yağdığında otobüse binmektedir.
Sally rock müziğin gürültülü olduğunu düşünüyor ve klasik müziğin çok daha iyi (much better) olduğunu söylüyor.
Hafta içi tişört ve kot gibi rahat kıyafetler giyen Sally günlük/spor (casual) giyim tarzını sevmektedir.
Konsantre olmayı kolaylaştıran müzik sakinleştiricidir (calming). Olumlu bir sıfat gelmelidir.
Kuzenin eve varış saati 16:00 (4:00 PM) olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla saat 15:00'ten (3:00 PM) önce eve varmaz.
Clara Nancy'nin fikrine katılmıyor ve klasik müziğin rahatlatıcı ve huzur verici (peaceful) olduğunu düşünüyor.
Arthur aktif, sağlıklı beslenen, tiyatro kulübüne giden, keman çalan bir gençtir. Dolayısıyla tembel (lazy) bir genç değildir.
Çocuk techno müziğin kendisini mutlu ve canlı hissettirdiğini çünkü çok enerjik (energetic) olduğunu belirtiyor.
Arthur polisiye romanları harika bulurken David sıkıcı bulduğunu ve fantastik romanları tercih ettiğini söylüyor.
Kevin'ın kız kardeşinin caz müziğe katlanamadığı (can't stand) ve onu gürültülü ve katlanılmaz (unbearable) bulduğu belirtilmiştir.
Nancy gençlik yıllarında sorumlulukların az olduğunu ve ilgi alanlarına (interests) ayıracak çokça vakit olduğunu söylüyor.
Bob halk müziğine katlanamadığını (can't stand it), çok sıkıcı olduğunu belirtiyor. Bu da halk müziğinden nefret ettiği (hates) anlamına gelir.