Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Tim ve Ted her ikisi de sanat galerisine (art gallery) gitmek istemektedir. Saatlerine bakıldığında Tim 14:00-17:00, Ted ise 15:00-18:00 arasında müsaittir.
Jack, Arthur'un buluşmalara geç kaldığını, rahat ve umursamaz olduğunu belirtmektedir. Bu durum 'laid-back' (gamsız/rahat) kelimesi ile açıklanır.
Kibar olan, teşekkür eden ve kaba konuşmayan biri kibardır (kind).
Sırları paylaşabileceğimiz ve bunları kimseye söylemeyen arkadaşların güvenilir (trustworthy) olması gerekir.
Bill konsere gitmek yerine odasında çalışmayı tercih edeceğini söylüyor. Bu teklifi reddettiği anlamına gelir.
'Count on' birine güvenmek anlamına gelir. Dolayısıyla arkadaşlarımıza güvenmeliyiz (trust).
Metinde 'laid-back' olan kişilerin grup çalışmalarında işleri zamanında bitirmede ciddi olmadıkları, rahat ve umursamaz oldukları vurgulanmıştır.
Peter arkadaşının parasının olmadığını öğrenince onun yemeğini de ödemeyi teklif ediyor. Bu cömertlik (generous) göstergesidir.
Metne göre mezuniyet partisi okul bahçesinde (school garden) yapılacaktır. ilgili ifadede canlı müzik olacağı yazmaktadır.
Ankete göre sinemaya gitmek %40, beraber ders çalışmak %10 oranındadır. Gençler film izlemeyi (watching movies) ders çalışmaya tercih etmektedir.
Anket sonuçlarına göre dürüstlük (honesty) hem erkeklerde (%40) hem de kızlarda (%50) en yüksek orana sahiptir.
Alex ve Ben'in ortak hobisi film izlemektir (watching movies). Bu yüzden birlikte film izleyebilirler (watch a film together).
Sophia, Jack'in herkesi güldürdüğünü ve komik fıkralar anlattığını söylüyor. Bu onun eğlenceli/keyifli (amusing) biri olduğunu gösterir.
Güvenilir bir arkadaş sırları başkalarına söylemez (never tells it to others).
Jack, babasına bahçede yardım etmesi gerektiğini söyleyerek teklifi reddetmektedir. Bu yüzden 'I would love to, but I cannot' (Çok isterdim ama gelemem) ifadesi diyaloğu doğru tamamlar.
Etkinliğin Star Otel'de (Star Hotel) yapılacağı belirtilmiştir. Katılım 20 dolar olduğu için A yanlıştır.
Clara, oda arkadaşının çok inatçı olduğunu, fikirlerini dinlemediğini belirtmektedir. Bu durum onunla geçinmenin zor (difficult to get on with) olduğunu gösterir.
Mark'ın oda temizliğine yardım ettiği söylenmiştir. Bu onun çok yardımsever (helpful) biri olduğunu gösterir.
Gençlerin %55'i mesaj göndermeyi (texting), %25'i ise aramayı (phone calls) tercih etmektedir.
Oscar ve Clara'nın kavga ettikleri ve konuşmadıkları söylenmiştir. Felix, iyi arkadaşların uzun süre küs/kızgın kalmaması (stay angry) gerektiğini belirtmektedir.
Notta Leo'nun Ethan ile tarih sınavına çalışmak için (study for our history exam) kütüphaneye gittiği yazmaktadır.
Brandon, Clara'nın başkalarının sırlarını asla başkalarına söylemediğini belirtmektedir. Bu durum Clara'nın güvenilir (reliable) bir insan olduğunu gösterir.
Jack, Mia'nın sadık bir arkadaş olduğunu ve kötü zamanlarda arkadaşlarının yanında durduğunu (stands by) söylemektedir.
Felix biletini dün aldığını belirttiği için teklifi kabul edecektir.
Leo, Arthur'un cimri (mean) olduğunu ve hiç cömert (generous) olmadığını belirtmektedir.
Kate tarih sınavına çalışması gerektiğini belirterek teklifi reddediyor. Bu yüzden.
İnsanları güldüren biri komiktir (funny/amusing).
Başkalarının arkasından konuşan ve sırları paylaşan biri dürüst değildir (dishonest).
Eric'in kitaplarını paylaşmadığı, yardım etmeyi sevmediği ve sadece kendini düşündüğü (selfish) belirtilmiştir.
Metinde Toby'nin inatçı (stubborn) olduğu, karar verdiğinde fikrini değiştirmenin imkansız olduğu belirtilmiştir.
Grace, Helen'e güvendiğini (count on) söylemiştir. 'Count on' ifadesi, zor zamanlarda arkasında duracağını ve destek olacağını (backs me up) belirtir.
Kyle, Arthur'un parası olmasına rağmen harcamayı sevmediğini ve cimri olduğunu belirtmektedir.
Sophia, büyük anne ve babasının ziyarete geleceğini söyleyerek partiye katılamayacağını bildirmektedir.
Notta Emily'nin Lisa'yı pazar günü çay partisine (tea party) davet ettiği yazmaktadır.
Jane kurabiye getirebileceğini sorarak teklifi olumlu karşıladığını belirtmiştir. Bu nedenle kabul ifadesi olan 'Sure, that sounds fun' (Elbette, kulağa eğlenceli geliyor) gelmelidir.
Bill su sporlarını denemeyi çok istediğini belirttiği için teklifi kabul edecektir. 'That sounds wonderful, I'd love to' (Kulağa harika geliyor, çok isterim) kabul bildiren bir ifadedir.
Emily dürüst (honest) bir arkadaş aradığını söylüyor. Fiona da Gina'nın asla yalan söylemediğini (never tells lies) belirterek onu önermektedir.
Emma hem inatçı (stubborn) hem de kıskançtır (jealous) ki bunlar olumsuz özelliklerdir, ancak aynı zamanda dürüsttür (honest).
Kendini düşünme (thinking only of themselves) bencil bir arkadaşın (selfish) özelliğidir ve gerçek arkadaş nitelikleri arasında yer almaz.
Kız kardeşinin inatçı (stubborn) olduğu ve fikirlerini asla değiştirmediği yazmaktadır. Bu onun ikna edilmesinin zor (hard to convince) olduğu anlamına gelir.