Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Normların içselleştirilmesi, toplumsal kuralların bireyin kişiliğinin bir parçası haline gelerek vicdani bir iç denetim kurmasıdır.
Çoklu statü, bireyin toplumsal yapı içinde aynı anda birden fazla konuma (statüye) sahip olması durumudur.
Metin, senfoni orkestrası benzetmesiyle bireylerin kendi farklılıklarını ortaya koymaları ancak aynı zamanda uyum içinde hareket etmelerinin toplumsal bütünlüğü sağladığını vurgular.
Toplumsal sapma, bireyin toplumca kabul edilen norm ve değerlere aykırı davranışlar sergilemesi durumudur.
Sosyalleşme, bireyin içinde yaşadığı toplumun değer ve normlarını öğrenerek topluma uyum sağlaması sürecidir.
Toplumsal kontrol, bireyi norm ve değerlere uygun davranmaya yönelten resmi ve resmi olmayan mekanizmaların tümüdür.
Yaptırımlar; onaylanan davranışı ödüllendiren olumlu ve sapmayı cezalandıran olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.
Aile, arkadaş çevresi ve gelenekler, yazılı olmayan kurallarla bireyi denetleyen resmi olmayan kontrol araçlarıdır.
Yasalar, mahkemeler ve kolluk kuvvetleri, yazılı kurallarla işleyen resmi toplumsal kontrol araçlarıdır.
Anomi, Durkheim'a göre toplumsal normların zayıfladığı ya da çöktüğü kuralsızlık durumunu ifade eder.
Damgalama, sapkın olarak nitelenen bireyin toplum tarafından etiketlenmesi ve dışlanmasıdır.
Sapma; tek bireyi kapsayan bireysel ve grupları kapsayan toplumsal sapma biçiminde görülebilir.
Bir davranışın sapma sayılması topluma, zamana ve kültüre göre değişebilen göreli bir durumdur.
Metinde, öğrencinin ders ortamında ciddi, sosyal ortamlarda ise daha rahat davranmasının, bulunduğu ortamın norm ve beklentilerine göre şekillendiği ifade edilmektedir.
Konformite (uyum), toplumda çoğunluğun sergilediği, hem kültürel başarı hedeflerini hem de meşru kurumsal yolları kabul eden sapma dışı tiptir.
Katılım (involvement) bağı, bireyin vaktini ve enerjisini meşru sosyal aktivitelere harcayarak suça ve sapmaya zaman bulamaması durumunu ifade eder.
Açıklamada, normların etkinliği ve toplumsal düzenin sağlanmasının, denetim ve yaptırım mekanizmalarının varlığına bağlı olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Hukuk normları devlet eliyle yazılı ve resmi yaptırımlarla korunurken, örf ve adetler toplumsal onay veya kınama gibi gayriresmi yollarla sürdürülür.
Verilen (edinilmiş) statüler, bireyin kendi çabası, iradesi veya tercihi olmaksızın doğumuyla ya da biyolojik özellikleriyle edindiği statülerdir.
İnanç bağı, bireyin toplumun kurallarını doğru, adil ve uyulması gereken meşru sınırlar olarak içselleştirmesini ifade eder.
Polislik rolü (düzeni koruma), bireyin sivil hayatındaki vatandaşlık rolünü de etkileyerek onu güçlendirmiştir.
Toplumsallaşma sayesinde kültürel değerler, normlar ve roller yeni nesillere aktarılır, böylece toplumun bütünlüğü ve devamlılığı korunur.
Açıklamada, toplumun bireyler arasındaki etkileşim sonucu ortak kültürel özellikler üzerine kurulduğu ve dinamik bir yapı oluşturduğu vurgulanmaktadır.
Durkheim'a göre sapma kaçınılmazdır ve sınırların (neyin suç olup olmadığının) yeniden çizilmesini sağlayarak toplumsal vicdanı ve birliği pekiştirir.
Polislik rolünün gereği (yasayı uygulama) ile babalık rolünün gereği (koruma) aynı anda çakışarak rol çatışması yaratmıştır.
Birey ve toplum (toplumsal sapma) çalışırken ana odak kavram, kuram ve örnek ayrımı kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.