Tasavvuf, nefsi terbiye ederek kalbi kötü huylardan temizleme ve Allah'a manevi yolla yaklaşma çabasıdır.
Mevlana Celaleddin Rumi, sevgi ve hoşgörüyü öne çıkaran öğretisiyle tanınır. En ünlü eseri Mesnevi'dir.
Yunus Emre, sade Türkçe şiirleriyle Allah ve insan sevgisini anlatan büyük bir tasavvuf şairidir.
Hacı Bektaş-ı Veli, hoşgörü ve birlik mesajıyla Anadolu'nun manevi şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.
Tasavvufta amaç, kişiyi kötülüğe sürükleyen nefsi eğitmek ve insanı güzel ahlakla donatmaktır.
Hoca Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet adlı eseriyle Türkler arasında tasavvufun yayılmasına öncülük etmiştir.
Tasavvufi eğitimin verildiği tekke ve dergâhlar, aynı zamanda ahlak, sanat ve kültür merkezleri olmuştur.
Zikir, Allah'ı gönülden ve dille anmaktır. Tasavvuf yolunda kalbi diri tutmanın temel yollarından biridir.
Tasavvufta hedef, güzel ahlakı benimsemiş, nefsini yenmiş olgun insan yani insan-ı kâmil olmaktır.
Vahdet-i vücut, varlığın birliğini ve her şeyin Allah'ın tecellisi olduğunu savunan bir tasavvuf anlayışıdır.
Tasavvufi geleneğe göre insanı olgunlaştıran ve Allah'a yaklaştıran en etkili yol, güzel ahlak kazanmak ve nefsi terbiye etmektir.
İntisap, bir kişinin bir mürşide bağlanarak onun rehberliğinde tasavvufi eğitime başlamasıdır.
Ahmet Yesevi, Orta Asya'da yani Türkistan bölgesinde yetişmiştir. Burada kurduğu Yesevilik tarikatı ve yetiştirdiği dervişlerle Anadolu tasavvufunu derinden etkilemiştir.
Nakşibendilikte zikir genellikle sessizce ve kalben yapılır; buna gizli zikir denir. Bu tarikat, şeriata bağlılık ve sade bir manevi eğitim anlayışıyla öne çıkar.
Mevlana uzun yıllarını Konya'da geçirmiş ve türbesi de burada bulunmaktadır. Konya, Mevleviliğin merkezi olarak kabul edilir ve Mevlana'yı anma törenlerine ev sahipliği yapar.
Tasavvufun öğütlediği güzel ahlak, sevgi ve hoşgörü değerleriyle toplumda dayanışmayı artırır.
Mevlevi dergâhlarında yönetici ve eğitici konumundaki kişiye dede denir. Dede, dervişlerin manevi eğitiminden ve dergâhın düzeninden sorumludur.
Bir derviş; alçakgönüllü, sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır. Bu tutum, nefsini terbiye etmiş olgun bir insan olmanın ve tasavvuf yolunun gereklerinden biridir.
Tasavvufta ibadetlerin özü ve samimiyetle yapılması vurgulanır; amaç, ibadetin kalpten ve içtenlikle yerine getirilerek kişiye gerçek manevi fayda sağlamasıdır.
Rıza, kişinin başına gelen her durumu Allah'ın takdiri olarak hoş karşılaması ve bundan memnun olmasıdır.
Semada dervişin bir eli göğe, bir eli yere dönüktür; bu, Allah'tan alınan feyzin insanlara ulaştırılmasını simgeler.
İnsan-ı kâmil, tasavvufta manevi olgunluğa erişmiş, güzel ahlakı özünde toplamış örnek insanı ifade eder.
Sıdk, doğruluk ve dürüstlük anlamına gelir; kişinin özü ile sözünün bir olmasını ifade eder.
Anadolu tasavvuf geleneğinde sofra ve gönül açıklığı, yani cömertlik ve konukseverlik önemli bir değerdir.
Cömertlik, kişinin malını başkalarıyla paylaşması ve muhtaçlara yardım etmesidir. Tasavvufta güzel ahlakın önemli bir parçası olarak değer görür.
Nefs-i emmare, insana sürekli kötülüğü emreden, henüz terbiye edilmemiş nefis mertebesidir.
Şeb-i Arus, Mevlana'nın vefat gecesidir ve düğün gecesi anlamına gelir. Mevlana ölümü, sevgiliye yani Allah'a kavuşma olarak gördüğü için bu isimle anılır.
Affetme, insanların hatalarını bağışlamak ve kin tutmamaktır. Tasavvufta gönül huzuruna ulaşmanın ve güzel ahlakın önemli bir gereği olarak görülür.
Hacı Bektaş Veli, Anadolu'da tasavvufi düşünceyi yayan önemli bir isimdir. Bektaşilik tarikatı onun öğretilerine dayandırılarak oluşturulmuştur.
İlahi aşk, kişinin Allah'a duyduğu derin ve karşılıksız sevgidir. Mevlana ve Yunus Emre gibi mutasavvıflar eserlerinde bu sevgiyi coşkuyla işlemiştir.
Zühd, dünyaya kalben aşırı bağlanmamak ve dünya nimetlerini bir amaç değil araç olarak görmektir.
Fihi Ma Fih, Mevlana'nın sohbetlerinin ve konuşmalarının derlendiği düzyazı eseridir. Onun tasavvufi görüşlerini anlaşılır biçimde aktarır.
Takva, Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle O'nun emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır.
Mevlana, insanları din, dil ve toplumsal konum ayırt etmeden sevgiyle kucaklamıştır. Onun hoşgörü anlayışı, herkesi kabul eden ve kapsayıcı bir gönül genişliğini yansıtır.
Tasavvufta dervişlerin bir araya gelip manevi konuları konuştuğu, tecrübe paylaştığı toplantılara sohbet meclisi denir.
Tasavvufta akıl yoluyla elde edilen bilginin yanında, gönül ve manevi tecrübeyle kalbe doğan sezgisel bilgiye de önem verilir.