Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
I numaralı cümlede gereksiz ya da çelişen bir sözcük bulunmamaktadır.
Cümlede iki farklı yüklem vardır: "kimse yoktu" ve "kapı kapatıldı". İlk kısımda özne "kimse"dir.
Cümlede 'üzülmek' ile 'kederlenmek' eş anlamlıdır ve aynı duyguyu iki kez anlatır.
Bu cümlenin ilk kısmında özne "çocuklar"dır ve yüklem "oyun oynadı"dır. Çocukların oyun oynaması doğrudur.
IV numaralı cümlede 'zaman aldı' ile 'çok uğraştırdı' ifadeleri aynı zorluk anlamını gereksiz yere iki kez vermektedir.
'Çoğu' sözcüğü tekil kabul edildiğinden yüklemin de tekil olması gerekir. 'Başarılı oldular' biçimindeki çoğul yüklem özneyle uyuşmadığı için anlatım bozukluğu doğmuştur.
Cümlede sıralı yüklemlerin öznesi ortaktır, nesneleri karşılanmıştır ve çatıları uyumludur.
'Kulakları çınlamak' başkasının kendisinden söz ettiğini sezme anlamındadır; oysa cümlede hatayı anlamayla ilgili farklı bir anlam verilmek istenmiştir.
IV numaralı cümlede 'çalışkan' sözcüğünden sonra ek eylem düşürülmüştür; 'çok çalışkandı' denmesi gerekir.
I numaralı cümlede 'sarılmak' yüklemi yönelme hâlinde bir tümleç ister, oysa yalnızca belirtme hâlindeki 'kardeşini' vardır.
IV numaralı cümlede özne ile yüklem uyumlu, sözcükler yerli yerindedir ve gereksiz bir kullanım bulunmamaktadır.
Bu fazlalık, Türkçede "anlamca gereksiz tekrar" olarak tanımlanan bir anlatım bozukluğuna yol açar.
III numaralı cümlede 'pişirildi' edilgen, 'kattı' ise etken çatılıdır. Sıralı yüklemlerin çatıca uyumlu olması gerektiğinden bu uyuşmazlık anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
'Aşağı yukarı' yaklaşıklık, 'tam' ise kesinlik bildirir. Bu iki sözcük anlamca çeliştiği için aynı cümlede kullanılmaları anlatım bozukluğuna neden olmuştur.
III numaralı cümlede 'tam olarak' kesinlik, 'yaklaşık' ise yaklaşıklık bildirir. Anlamca çelişen bu iki ifadenin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
Cümlenin ilk kısmında "ders çalışmalı" ifadesi yüklem açısından tamdır. Ancak ikinci kısımda "dikkatli dinlemeli" denildiğinde cümle eksik kalmaktadır.
cümlede "Çocuklar bahçede koşuyor, öğretmenleri de onları dikkatle izledi." ifadesinde zaman uyumsuzluğu vardır.
II numaralı cümlede 'seni beklemek' ile 'yolunu gözlemek' aynı anlama gelir.
Bu cümlede ilk yüklem "çalışmalar hızlandı"dır. Burada özne "çalışmalar"dır ve yüklemle uyum içindedir.
cümle anlatım açısından düzgündür. udur.
Bu cümlenin ilk kısmında "öğrenciler" öznesiyle "sınava girecek" yüklemi arasında tam bir uyum vardır.
II numaralı cümlede 'görüşmek' ile 'haberleşmek' birbirine yakın anlam taşır ve aynı düşünceyi iki kez verir.
Cümlede 'sen' sözcüğü gereksiz yere yinelenmiş, ayrıca ifade anlam bakımından tutarsız kalmıştır.
Cümlede 'ayrıntılı bir biçimde' ile 'detaylıca' aynı anlamı vermektedir. Bu iki ifadeden birinin çıkarılması gereksiz kullanımı ortadan kaldırarak anlatım bozukluğunu giderir.
Bu cümlede özne "öğretmen"dir. Yüklemler "girdi" ve "yoklama yaptı"dır. Her iki yüklem de aynı özneye bağlanmış, zaman ve kip açısından uyum içinde kullanılmıştır (geçmiş zaman).
II numaralı cümlede 'ileriye dönük' ve 'gelecek' ifadeleri aynı anlamı vermektedir. Bu gereksiz eş anlamlı kullanım anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
I numaralı cümlede 'yaklaşık olarak' ve 'kadar' sözcükleri aynı yaklaşıklık anlamını iki kez vermektedir.
I numaralı cümlede 'sevinmek' ile 'mutlu olmak' aynı duyguyu vermektedir.
IV numaralı cümlede bir öğrencinin hem en uzun boylu hem de en kısa olması mantıksal bir çelişkidir.
III numaralı cümlede 'epeyce' ile 'bir hayli' aynı çokluk anlamını vermektedir.
Cümlede 'önce' ve 'önceden' sözcükleri aynı anlamı iki kez vermektedir. 'Önceden' sözcüğünün çıkarılması gereksiz kullanımı ortadan kaldırır ve anlatım bozukluğunu giderir.
III numaralı cümlede gereksiz ya da çelişen bir sözcük bulunmamaktadır.
'Göz yummak' bir kusuru görmezden gelmek anlamındadır; oysa cümlede olumsuz bir hoşgörü ifade edilmesi gerektiği hâlde bağlamla çelişmektedir.
Burada iki farklı yüklem vardır: "oyun oynanıyor" ve "kahkahalar yükseliyordu". İlk yüklem edilgendir ve öznesizdir.
I numaralı cümlede gereksiz ya da çelişen bir sözcük bulunmamaktadır.
I numaralı cümlede gereksiz ya da çelişen bir sözcük bulunmamaktadır.
III numaralı cümlede 'düşünmek' ile 'taşınmak' aynı anlamı veren bir ikilemedir; ancak 'düşünüp taşınıp verdik' biçiminde art arda getirilmesi cümleyi anlamca gereksiz kılmıştır.
Bu cümlede ise özne-yüklem uyumsuzluğu vardır. İlk yüklem "yapıldı"dır ve öznesi "planlar"dır.
Cümlede özne ile yüklem uyumlu, öge dizilişi düzgün ve gereksiz sözcük yoktur.
III numaralı cümlede 'daha önce hiç duymamıştım' ile 'ilk kez' aynı anlamı vermektedir. Bu gereksiz sözcük kullanımı anlatım bozukluğuna neden olmuştur.